Eyl 042013
 

Hipnoza Giriş ve Hipnozun Aşamaları

hipnoz

Hipnoz, bilinçaltına doğrudan erişim sağlayan pek çok yöntemden sadece biridir. Hipnoz, seçici ve odaklanmış dikkatin doğal bir halidir.

Bu yöntem, her ne şekilde uygulanırsa uygulansın, bilinçli zihin ile bilinçaltı arasındaki koruyucu eşiğin -kritik faktör- aşılarak, doğrudan bilinçaltına erişebilmeyi sağlar.

Klinik zihinsel sorunları olmayan ve hipnoza gönüllü olan hemen herkesin transa girebileceği söylenmektedir. Öte yandan, hipnoza yatkınlık açısından kişiler arasında çok büyük farklılıklar olabilmekte; bazıları çok kolay transa girerken (%15), bazıları -kendisi çok istese bile- aşırı direnç gösterebilmektedir (%15). Kalan %70 ise bu iki grubun arasında yer alıyor.

Hipnotik transın çeşitli aşamaları bulunmaktadır. Farklı kaynaklarda bu aşamalar farklı biçimlerde betimlenmiştir:

Stanford Sistemi: 12 aşama

LeCron-Bordeaux: 50 aşama

Davis – Husband : 30 aşama

Arons Sistemi: 6 aşama

Arons Sistemindeki 6 aşama kabaca şöyle tanımlanmıştır.

Aşama 1: Hipnoidal aşama: Hipnozun en hafif aşamasıdır. Bu aşamadaki kişiler genellikle tamamen kendilerindedir. Kilo kontrolü, sigara bırakma gibi çalışmalar bu aşamada gerçekleştirilebilir. Basit kas denetimleri ve göz katalepsisi bu aşamada yer alır. Uykudan uyanırken ve uykuya dalarken doğal olarak herkes bu aşamadan geçer.

Aşama 2: Letarjik aşama: Bu aşamada büyük kas grupları kontrol edilebilir. Örneğin kol katalepsisi bu aşamada oluşur.

Aşama 3: Kataleptik trans: Bütün kas sistemi denetim altına girer. Süje bir rakamı unutabilir, sandalyeye yapışabilir, yürüyemez hale gelebilir ve bölgesel analjezi yaşayabilir.

Aşama 4: Bu aşamada amnezi daha da gelişir. Hipnoza giren kişi kendi adını, rakamları, adresleri ve benzer bilgileri unutabilir. Rahatsızlık vermeden eldiven analjezisi uygulanabilir.

Aşama 5: Derin Trans aşaması olarak adlandırılır. Genel analjezi ve farklı ağrı denetim teknikleri uygulanabilir. Bu aşamada, aslında olmayan sesleri işitmek gibi pozitif halüsinasyonlar görülebilir. Geçmiş zamanlara geri gidilebilir.

Aşama 6: Bu aşama, Derin Uyurgezerlik halidir. Var olan nesneleri görememek veya mevcut sesleri işitememek gibi negatif halüsinasyonlar bu aşamada deneyimlenir. Bu aşamadaki hipnoterapi hastalarının, içinde bulundukları rahatlığı terketmekte zorlandığı rapor edilmiştir. Çok özel durumlar dışında bu aşamaya geçmekten kaçınmak yerinde olur.

Hipnoz, mutlaka, deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Çünkü hipnozla ilgili tüm bildiklerimiz, buzdağının görünen ucunun sadece bir kısmından ibarettir. Hipnoz, doğrudan bilinçaltını hedef alır.

Hipnoz, ciddi bir iştir.

Ahmet Aksoy

Not: Bu yazıdaki “aşama” sözcüğünü, “düzey” anlamında kullanmak daha yerinde olabilir.

Kaynakça:


http://www.nchypnosis.org/what-is-hypnosis
https://en.wikipedia.org/wiki/Hypnotic_susceptibility
http://www.whatsonmybrain.com/arons-depth-scale-depth-stages-hypnosis/
http://ontrachypnosis.com/depth-of-hypnosis.asp
http://www.pnl-nlp.org/courses/ebooks/page.php?bid=141&pageid=2979
http://www.gurdjieff-house.com/cananyonebehypnotized.htm

May 022013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – Örtülü Hipnoz (Covert Hypnosis) ve Dil Kalıpları

HipnozÖncelikle, Örtülü Hipnoz Tekniğinin etik kurallar çerçevesinde kullanıldığında hem etkin, hem de yararlı bir teknik olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu ve önceki yazılarımda vurgulamaya çalıştığım temel nokta, bu tür yöntemlerin “bilgisiz veya art niyetli” kişilerin elinde “zararlı” araçlara dönüşebileceği gerçeğidir.

İşte bu nedenle, Örtülü Hipnoza direnmek için kullanılacak en etkin yöntem, bu tekniğin en azından temel ilkelerini ve çalışma şeklini öğrenmektir.

Örtülü Hipnoz (covert hypnosis), çok yaygın olarak kullanılan; ama bir o kadar da tanınmayan bir yöntemdir. Örtülü hipnozda muhatap, durumun farkında değildir. Örtülü hipnoz, insanlara hipnotik etki altına girdiklerini farkettirmeden, onları hipnotik etki altına alma sanatı olarak tanımlanır. Bu yöntem, Igor Ledochowsky, Dr Joe Vitale ve Kevin Hogan gibi kişiler tarafından geliştirilmiştir.

Örtülü hipnoz, konuşma dilinin etkin bir şekilde kullanımıyla ve dil kalıplarından yararlanarak uygulanır. Eğer uygulayıcı kişi konuşma diline ve dil kalıplarına yeterince hakim değilse, kullandığı teknikler pek bir işe yaramayacaktır.

Örtülü hipnoz yöntemlerini, çoğunlukla, müşterilerini daha kolay ikna etmek isteyen satış uzmanları ve politikacılar kullanmaktadır.

Konuşma Hipnozu (Conversational Hypnosis) tekniği, çoğu kez Örtülü Hipnoz ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Dil Kalıpları (Language Patterns) bu uygulamaların temel unsurlarındandır.

Örtülü hipnozu (yada Konuşma Hipnozunu) etkin bir şekilde kullanabilmek için öncelikle klasik hipnozu iyi kavramak gerekir. Örtülü hipnozda iki temel unsur bulunur. Bunlardan birincisi, konuşma diline hakim olmaktır. İnsanları hipnotik konuma sokarken, belli dil kalıplarından yararlanılır. Aslında bu dil kalıpları, bilinçaltını etkileyebilmek için aşılması gereken “kritik faktör”ün üstesinden gelebilmek amacıyla kullanılır. Bu nedenle Örtülü Hipnoz için konuşma diline çok iyi hakim olmak şarttır.

Örtülü hipnozun ikinci temel unsuru ise konuşmada akıcılık ve ilişkilendirme sağlanmasıdır. Yönlendirici düşünceler akıcı bir şekilde sunulduğunda, karşıdaki kişinin bir fikir oluşturması sırasında mantığına başvurmasına gerek kalmaz. Bu da, yeni düşünceye karşı bir direnç gelişmesi olasılığını ortadan kaldırır. İlişkilendirme, bilinçaltına bilgi aktarmanın en etkin yoludur. Çünkü bilinç, eskiden edinilmiş bilgilerle yeni bilgileri kıyaslayarak bir sonuca varmaya çalışır. Örneğin insanlara yiyeceklerle ilgili bazı sorular yönelterek onları beslenmeyle ilgili belirli arzu veya eylemlere yönlendirmemiz mümkün olur.

Örtülü hipnozda çok önemli işlevlere sahip 4 bağlaç vardır: “iken”, “çünkü”, “ve”, “anlamına gelir”.

Bu sözcükler, düşünceleri birbirine bağlayan köprüler gibidir. Aşağıdaki örnek cümlelerde bu sözcükler koyu olarak yazılmıştır:

“Şimdi sen burada gevşemeyi öğrenmeye çalışırken kendini daha da rahatlamış bir durumda bulabilirsin. Çünkü geçmişte de gevşemiştin ve bu da vücudunun gevşemeyi yeniden başarabileceği anlamına gelir.

Ve sen daha fazla gevşedikçe, içindeki artan rahatlama duygusunu sürdürmek gittikçe kolaylaşır. Çünkü vücudun, rahatlamayı mükemmel bir şey haline getirecek yeteneklere sahiptir.”

Örtülü hipnoz, aslında, hayatımızın her alanında kullanılabilecek çok önemli bir araçtır. Hipnoz sözcüğünün yaratabileceği olası dirençlerle boğuşmaya gerek bırakmayan bu etkin araç, özenle ve toplumsal etik kuralların ışığında değerlendirilerek kullanıldığında çok etkili bir iletişim aracına dönüşür. Bu aracın yanlış ellerde ve size karşı kullanılmasını engellemek için, onu iyi tanımalısınız.

Dil Kalıpları ile ilgili daha ayrıntılı açıklama ve örnekleri bir sonraki yazımda ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Kaynakça:
Street Hypnosis Exposed, Igor Ledochovsky&Clifford Mee, 2008
Advanced Covert Hypnosis, Igor Ledochovsky, 2010
The Hypnotic Writing Master Course, Dr Joe Vitale, 2004
Hypnotic Marketing, Joe Vitale & Jo Han Mok, 2003

Konuyla ilgili diğer yazılar:
Gizli Hipnoza Direnmek – İşitsel Uygulamalar
Gizli Hipnoz Uygulamaları – Görsel Uygulamalar
Gizli Hipnoza Direnmenin Yöntemleri

 

Nis 222013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – İşitsel Uygulamalar

Ritmik, monoton ve yüksek volümlü seslerin insanları kolaylıkla transa sokabildiği biliniyor. Ritmik seslerin çeşitli beden hareketleriyle -dansla- desteklenmesi durumunda sözkonusu etki daha da güçlenmektedir. Bu etkilerden dini, sosyal ve politik grupların dışında, bazı satış sistemlerinin de etkin bir araç olarak yararlandığını söyleyebiliriz.

Düşük frekanslı beyin dalgalarının sesli uyarıcılarla simüle edilmesi, beyin ve vücut fonksiyonlarında kontrollü bazı değişimlere neden olur. Örneğin 8-12 Hz aralığındaki alfa dalgalarını belli bir süre dinlediğinde, dinleyen kişinin beyin dalgaları bu frekansa uyum göstermekte ve böylece o kişinin bilinçaltına erişim kolaylaşmaktadır. Bu duruma, “Alfa modu” denir. Alfa modu, hızlı ve etkin öğrenme sistemleri tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Aynı mod, uykuya geçiş ve uykudan çıkış evrelerinde doğal olarak gerçekleşmektedir.

Beyin dalgaları

Delta (0.5-4Hz), Theta (4-8Hz) ve Alpha (8-12Hz) beyin dalgaları insanların ortalama işitme aralığının altındadır. Bildiğiniz gibi, normal işitme spektrumu 16Hz ile 15KHz arasında yer almaktadır. Standart ses cihazları insanların işitme frekans aralığına göre tasarlandığı için, özellikle basit kulaklıklar, çok yüksek ve çok düşük frekansları kapsamamaktadır. Bu teknik ve biyolojik sorunu gidermek amacıyla her iki kulağa farklı frekansta işitilebilir sesler verilmekte ve beynin bu iki ses arasındaki düşük frekanslı girişimi algılaması sağlanmaktadır. Örneğin bir kulağa 100 Hz.lik, diğer kulağa da 108 Hz.lik sesler verildiğinde beynimiz bu iki sesi birleştirip 8 Hz.lik ara sesi kendisi üretmektedir. İkili yapısı nedeniyle bu yönteme “binaural” adı verilir. Son dönemlerde daha pratik bir yöntem olarak “tripnaural” yada “isochronic tones” yöntemi kullanılmaya başlandı. Tripnaural -isochronic- yöntemde stereo kulaklıklara gerek kalmaz ve her ortamda kolayca kullanılabilir.

isochronic

izokronik tonlar (isochronic tones)

Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın,yüksek volümlü ve bas frekanslı seslerin baskın olduğu ortamlarda bilincinizin filtrelerinin devre dışı kalma olasılığının oldukça yüksek olacağını unutmayın. Alabileceğiniz en etkili önlem, sizin kontrolünüz dışındaki bu tür ortamlardan olabildiğince uzak durmaktır.

Bilinçli zihnin algılayamadığı seslerin bilinçaltı tarafından kolaylıkla algılandığı düşüncesi oldukça yaygın uygulamalarla destekleniyor.

Subliminal ses kayıtlarında bilinç engelini devre dışı bırakabilmek için, sesli mesajın frekansını işitme spektrumunun dışına kaydırmak en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Frekans Modülasyonu (FM) yöntemi kullanılarak sesli mesaj normal kulağın duyamayacağı bir seviyeye (15-16KHz) kaydırılır. Böyle bir ses kaydını dinlediğinizde, sesin yüksekliği ne kadar fazla olursa olsun, hiç bir sözcüğü duyamazsınız. Yine de o mesajın bilinçaltı tarafından algılanıp çözümlenebildiği söylenmektedir.

subliminal

Üst üste bindirilen seslerle oluşturulan subliminal kayıtlar

Subliminal mesajlarda çok yaygın olarak kullanılan bir diğer yöntem ise, mesajın bir başka ses kaydının ardına gizlenmesi esasına dayanır. Bu yöntemde ana mesajın sesi iyice kısılır ve zar-zor duyulacak hale getirilir. Aynı kaydın üzerine normal yükseklikte dinlendirici müzikler, dalga sesleri, yağmur sesleri veya ırmak sesleri gibi sesler eklenir. Böyle bir kaydı dinlediğinizde arka planda kalan asıl mesajı duymak pek kolay olmaz. Ancak bilinçaltının bu mesajı da kolayca yakaladığı söylenir. Örnek olarak ta, gürültülü bir salonda ilginizi çeken konuşmaları işitebildiğiniz gösterilir.

Sesli mesajların tersten çalınarak başka seslerin arasına karıştırılarak gizlenmesi de bir diğer yöntem olarak kullanılıyor. Bu yöntemi kullananlar, bilinçaltının, tersinden çalınan sesleri de kolayca algılayabildiğini iddia ediyor.

Bu arada, yüksek teknoloji kullanarak insanların düşünce ve inanç mekanizmalarının etkilenebildiğinden de bahsediliyor. Özellikle düşük frekanslı manyetik dalgalar aracılığıyla insanların etki altına alınabildiğine ilişkin görüşler var. Şimdilik bu tür konulara girmeye gerek duymuyorum.

Doğal yöntemlerle ve bize zarar verebilecek uygulamalardan korunmak için en önemli davranış biçimi bu tür ortamlardan uzak kalmaya çalışmak ve farkındalığımızı geliştirmektir. Farkındalığımızın gelişimi, kendimizi ve çevremizi eleştirel ve objektif bir bakışla değerlendirebilmemizi sağlar.

Eğer yüksek volümlü ya da monoton ve ritmik ses yayını yapılan bir ortamdayken birileri sizden önemli kararlar vermenizi istiyorsa, hemen o ortamdan uzaklaşmanızı öneriyorum. Sizi doğrudan etkileyecek ve sorumluluk gerektiren tüm kararları kendi denetiminizdeki, ya da hiç olmazsa tarafsızlığından emin olduğunuz ortamlarda verin. Acele etmeyin. Aldığınız kararları mutlaka sorgulayın. Güvendiğiniz kişilere danışın.

Müzik yayını yapılan mağazalarda bile dikkatli olmakta yarar var. Bu gibi yerlerden rastgele alışveriş yapmamak yararınıza olabilir. Ne alacağınıza baştan karar verin ve bir alışveriş listesi hazırlayın. Listenizde yazılı olmayan şeyleri almamaya ayrıca özen gösterin.

Bir sonraki yazımda Örtülü Hipnoz (Covert Hypnosis), Konuşma Hipnozu (Conversational Hypnosis) ve Dil Kalıpları konusunu ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Önceki yazılar:

 

Nis 112013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – Görsel Uygulamalar

Öncelikle Gizli Hipnozdan kastımızın ne olduğunu netleştirelim: Gizli Hipnoz, ilgili kişinin bilgisi dışında uygulanan ve o kişinin çıkarlarını kısmen bile olsa olumsuz yönde etkileyebilen bilinçaltı yönlendirme tekniğidir. (*)

Gizli hipnozun pek çok çeşidi vardır. Bunların neredeyse hepsi, bilinçli zihnimizin algılama süzgeçlerini devre dışı bırakma esasına dayanır. Gizli hipnozda temel varsayım şudur: Kullanılan yöntem ne olursa olsun, bilinçli zihnin filtrelerinden geçen bütün mesajlar, bilinçaltı tarafından fazla direnç görmeden kabul görür. Bu tür uygulamalar genellikle “subliminal” olarak kategorize edilir.

Tekrarlama yöntemi
Reklam panolarında ve görsel medyada en çok yararlanılan tekniklerden biridir. Tekrarlanan görüntüler, o konu ile hiç ilginiz olmasa bile bilinçaltınız tarafından defalarca algılandığı için, siz farkına bile varmadan beyninizde kalıcı bir hale dönüşecek ve size tanıdık gelen bir özellik kazanacaktır. Bilinçaltımız, kendi dağarcığında yer alan bilgilere daha fazla itibar etme eğilimindedir. Reklamı yapılan ürüne gereksinim duyduğunuz zaman, size tanıdık gelen firmayı -daha önce hiç alışveriş yapmamış olsanız bile- sezgisel olarak kendinize daha yakın bulacaksınız.

Yirmibeşinci kare yöntemi
Bildiğiniz gibi sinema filmleri saydam resim karelerinin belli bir hızla ve peşpeşe gösterilmesiyle hayat bulur. Bir saniyenin yirmidörtte biri -yaklaşık 41.67 milisaniye- aralıklarla peş peşe gösterilen fotoğraflar arasındaki değişimi bilinçli zihnimiz farkedemez ve parça parça gösterilen bu fotoğrafları aynı görüntünün kesintisiz gösterimiymiş gibi algılar. Özetle, sadece 41.67 milisaniye süresince gösterilen bir görüntüyü, bilinçli zihnimiz tek başına yakalamakta zorlanır. Oysa aynı görüntü, hiç bir engele takılmadan doğrudan bilinçaltımıza ulaşır.

1950’lerde Amerikada bir sinema salonunda yapıldığı söylenen bir deneyde, gösterilen filmin her 24 karesinden sonra “Patlamış Mısır Ye ve Coca-Cola İç” yazılı bir yeni kare eklendi. Belirtildiğine göre film arasında yapılan satışlarda, normal film gösterimlerine kıyasla büyük bir artış elde edildi.

Bu tür uygulamalar “25. kare” olarak adlandırıldı. Daha sonra buna benzer çalışmalar her yerde yapılmaya başlandı ve sonunda yasa dışı ilan edilerek yasaklandı. Buna rağmen, 25. kare uygulamalarının kılıfına uydurularak hala kullanılmakta olduğu bilinir.

(25. kare yöntemiyle elde edilen verilerin aslında düzmece olduğu ve iddia edilen etkilerin gözlenmemiş olduğunu belirten görüşler de bulunmaktadır. Ancak, hızlı okuma çalışmalarımız sırasında deneysel olarak edindiğimiz bilgiler, bu konuda eğitilen kişilerde göz-beyin kavrama süresinin 5 milisaniye düzeyine kadar inebildiğini gösteriyor. Dolayısıyla bunun 8 katı uzunluğundaki bir sürede gösterilen resimlerin bilinçaltı tarafından rahatlıkla algılanabileceğini söyleyebiliriz. Ancak bu durumdan bilinçli zihin haberdar olmak zorunda değil.
Burada sözü edilen 25. karenin tamamen sembolik olduğunu belirtmekte yarar var. Dijital çağın filmlerinde bir saniye içinde gösterilen kare sayısı genellikle yirmidördün çok daha üzerinde. Bu girişimleri, genel görüntüyü bozmadan araya parça eklemek şeklinde algılamak daha doğru olur. )

Resimlerde Gizlenmiş Ayrıntılar
Pek çok reklam afişinde açıkça görülmeyen yazı ve görüntülerden yararlanılmıştır. Bunlardan pek çoğunu algılamak için hayal gücümüzü epeyce zorlamamız gerekiyor olsa da, bazılarını çok daha kolaylıkla görebiliriz.

Bu tür görsellerde ana tema olarak genellikle “seks” kullanılır. Bazan sadece gizli sözcüklere yer verilirken, bazan da cinsel organların çağrıştırılmasından yararlanılır. Çünkü seks, eylemlerimizi etkileyen temel güdülerimizden biridir. Çok daha masum görünüyor olsa bile, araba reklamlarında cinsel bakımdan çekici kadınların kullanılması da aslında bir gizlenmiş ayrıntı uygulamasıdır ve gizli hipnoz tanımına uyar. Mesaj erkeklere yöneliktir ve “bu arabaya sahip olursan, böyle çekici kadınlara da sahip olursun” anlamı taşır.

Görsel gizli hipnoz

 

Aşağıdaki örnek için ek bir açıklamaya gerek var mı? Mesaj çok fazla açık -aleni-. Bu yüzden o mesajın ilgi yerine rahatsızlık üretmesi çok daha büyük bir olasılık. Reklamcılık uygulamalarında estetik kaygının da hesaba katıldığı unutulmamalı.

subliminal mesajlar

 

Bana biraz zorlama gibi görünse de, facebook giriş sayfasında bile bu tür mesajlar olduğu iddia ediliyor:

subliminal

Bir sonraki yazımda işitme duyumuzu hedef alan gizli hipnoz uygulamalarını ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy (http://hipnoz.axtelsoft.com/ahmet-aksoy-kimdir/)
hipnoz.axtelsoft.com
Gamet Gelişim (www.gamet.com.tr)
Gizli Hipnoz Uygulamaları – Görsel Uygulamalar

Not: (*) Bunu özellikle vurgulama gereği duyuyorum. Çünkü hipnotik etkilemenin ille de gizli yapılması şart değildir. Bu nedenle Gizli Hipnoz terimini, ilgili kişinin bilgisi dışında ve onun çıkarlarını gözetmeden yapılıyor olması koşuluna bağlıyorum. İleriki yazılarımda hipnotik etkilemelerin ilgili kişinin bilgisi dahilinde ve onun yararına kullanılmasına yönelik örnekleri de ele alacağım.

Nis 052013
 

Trans Olmadan Hipnoz Olur mu?

hipnozBazıları için hipnoz ve trans eşanlamlı sözcüklerdir. Oysa bazıları her ikisini birbirinden ayrı kavramlar olarak ele alır. Aslında her iki kavram bazan aynı durumu ifade ederken, bazan da farklılıkları vurgular.

Genel olarak hipnoz uygulamalarının bir trans hali oluşturduğu söylense de, “Trans Olmadan Hipnoz” yapılabildiğini söyleyen uygulamacılar da vardır. (Hypnosis Without Trance – James Tripp)

Aslına bakarsanız, isteyen herkes bir başkasına ya da bir gruba hipnoz uygulayabilir. Yeter ki karşısındaki kişi veya kişiler hipnoza girmeye istekli ve hazır olsun. Çünkü hipnoz aslında oto-hipnozdur. Hipnoz yapılmaz, hipnoz olunur. Eğer istemiyorsanız, hiç kimse sizi zorla hipnoza sokamaz.

Hipnoz, kişide telkine açık bir durum oluşturur. Hipnoza giren kişi, hipnozcu ile arasındaki güven seviyesine bağlı olarak aldığı telkinlere tepki verir. Kişi, hipnoz dışındayken kesinlikle onaylamayacağı düşünce ve davranışları, hipnoz altındayken de reddeder. Bu durumu doğrulayan çeşitli bilimsel deneyler vardır. Hipnoz altındaki insanların tüm kontrolünün hipnozcunun eline geçtiği inancı sadece bir şehir efsanesidir.

Hipnozu bilinçaltını sorgulamak ya da bilinçaltındaki bazı kalıpları değiştirmek için kullanmak mümkündür. Hipnoz altında sorgulama, doğru yöntemler kullanılarak yapıldığında, bilinçaltının derinliklerine gizlenmiş kritik sorunları yakalamada yardımcı olabilir. Ancak, davranış değişiklikleri yapılmak istendiğinde, çok daha dikkatli davranmak gerekir.

Karmaşık bir ilişkiler yumağı halindeki sorunları zorlama yöntemlerle çözmeye çalışmak, uzun vadede beklenmedik başka sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Hipnoz, her zaman ve her koşulda değil, genellikle daha basit diğer yöntemler işe yaramadığında kullanılmalıdır. Örneğin, sıradan bir başağrısını gidermek için beyin ameliyatı gerekmez. Ama, sıradan görünen bir başağrısının, önemli bir başka sorunun habercisi olabileceğini de hiç bir zaman göz ardı etmemek gerekir.

İster hipnoz, ister bir başka yöntem kullanılsın, çözümün asıl unsuru olarak bilinçaltının doğrudan devreye girmesini ve onun paylaşımını sağlamak gerekir. Aksi halde, bilinçaltına “rağmen” yapılan dayatmaların ters tepmesi, çok güçlü bir olasılıktır. Bilinçaltındaki korku, endişe ve olumsuz inançları temizlemeden yapılacak davranış değişiklikleri kalıcı çözümler üretmez.

Hipnoz, çok güçlü bir araçtır ve mutlaka bilinçli bir şekilde kullanılmalıdır.

Ahmet Aksoy

http://hipnoz.axtelsoft.com/2013/04/05/trans-olmadan-hipnoz-olur-mu/

Ağu 042011
 

Hipnoz, gün içinde kendiliğinden girip-çıktığımız bir tür trans halidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uykudan yeni uyanırken bu trans halinde oluruz. Doğal ve güvenlidir. Bir çok kişinin sandığının aksine, hipnoz altındayken bir başkasının kontrolü altına girmezsiniz. Onaylamadığınız hiç bir komutu hiç bir kimse size zorla yaptıramaz. Kontrol tamamiyle sizdedir. Eğer bunun aksi olsaydı, tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönerdi.

Aslında tüm hipnozlar, otohipnoz’dan başka bir şey değildir. Kişi hipnoz altına girip girmemeye kendisi karar verir. Elbette bunu her zaman bilinçli olarak yaptığımız söylenemez. Ayrıca, bazı insanlar hipnoza karşı doğal olarak dirençlidir. Bazıları ise çok çabuk hipnotize olurlar.

Daha önceki bir yazımda, televizyonun bir hipnoz makinesi olduğunu söylemiştim. Bir çok insan gönüllü olarak bu cihazın karşısına geçer ve transa girebilmek için en uygun koşulları yaratır. Eleştirel yetişkin mantık filtrelerini kapatır. Her şeyi kabullenmeye hazır bir şekilde ekrandan aktarılanlara kendini teslim eder.

Benim eşim de iyi bir televizyon izleyicisidir. Fırsat bulduğunda kaçırmadığı bir çok dizi vardır. Ama o tipik bir izleyici değildir, hipnoza izin vermez. O hep gözlemci konumunda kalır. Dizileri, filmleri izlerken kendini olup bitenin akışına bırakmaz. Kameranın açısına, mekanın tarihsel veya fiziksel dokusuna, kişilerin mimiklerine ve vücut diline bakar. Televizyondan aktarılan öyküyle hiçbir zaman bütünleşmez. Aradaki mesafeyi korur. Ve tüm olup bitenleri, eleştirel bir gözlemci olarak değerlendirir.

Bu konuda ben onun kadar başarılı değilim. Ama hipnoz altına girip girmemeye kendim karar veririm. Neyi ve niçin izleyeceğimi baştan belirler ve izlediklerimle bütünleşirim. Karar hakkı tamamiyle bana aittir. Bir izleyici olduğumu ve istediğim zaman herşeyi sonlandırabileceğimi bilirim. Bir dram izlerken gözlerim dolar; kaliteli bir espriyle karşılaştığımda kahkahayı patlatırım. Ama izlemeyi sürdürüp sürdürmemeye hep ben karar veririm. Bazı programlar o kadar sürükleyicidir ki, kontrolü kaybetmemek için onları izlemeyi reddederim.

Herkes aynı şeyleri yapabilir. Bu bir otohipnoz meselesidir. Hiç kimse sizi size rağmen hipnotize edemez. Buna izin verip vermemek sizin kendi seçiminizdir, sizin kendi kararınızdır. Derinliğine de siz karar verirsiniz. Yeter ki bunun farkında olun.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2011/08/04/otohipnoz-anah…sizin-elinizde/

Tem 282011
 

Hipnoz nedir?

Pek çok kişi için hipnoz, eski çağlardan kopup gelmiş, gizemli ve hatta ürkütücü bir araçtır. Bu kişilere göre, hipnoz kullanılarak insanlara yapmak istemedikleri şeyler yaptırılır. Hipnoz, bir çeşit büyüdür.

Bazıları içinse hipnoz, gözbağcılıktır. Bir sahne oyunudur. Eğlencedir.

Hipnozla yeni tanışan uygulayıcılar ise bilinçaltlarının derinliklerindeki gizli bilgilere, gizli hazinelere erişmeyi hayal ederler.

Oysa hipnoz, günlük yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Televizyonda sevdiğimiz bir diziyi, ya da bir filmi izlerken hipnoz altına girer, ne telefonun ne kapının zilini duymayız.

Kendimizi kaptırmış bir şekilde ders çalışırken, yada aşık olduğumuzda hipnoz altındayız demektir. Zamanın su gibi akıp geçtiği durumlar, net bir hipnoz halidir. Hipnoz hali, dış etkenlere bilinçaltımızın kapısını ardına kadar açtığımız, etkilenmeye en açık olduğumuz durumdur.

Televizyon için “Aptal kutusu” derler. Ne kadar yanlış! Televizyon, aslında bir hipnoz makinesidir. Aptallar veya dikkatini bir noktaya odaklamakta sorun yaşayanlar hipnotize olamadıklarına göre, televizyon onlara hitap etmiyor demektir. Ya diğerleri… İşte onlar da yoğun bir reklam ve politik yönlendirme bombardımanına tabi olur.

Burada hipnozun tarihçesini, kullanım şekillerini, örnek uygulamaları ele almaya çalışacağız. Eğer hipnozun ne olup olmadığını öğrenmek istiyor, ya da bu konudaki bilgilerinizi paylaşmak istiyorsanız, bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

İleri Hipnoz, NLP, EFT