May 022013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – Örtülü Hipnoz (Covert Hypnosis) ve Dil Kalıpları

HipnozÖncelikle, Örtülü Hipnoz Tekniğinin etik kurallar çerçevesinde kullanıldığında hem etkin, hem de yararlı bir teknik olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu ve önceki yazılarımda vurgulamaya çalıştığım temel nokta, bu tür yöntemlerin “bilgisiz veya art niyetli” kişilerin elinde “zararlı” araçlara dönüşebileceği gerçeğidir.

İşte bu nedenle, Örtülü Hipnoza direnmek için kullanılacak en etkin yöntem, bu tekniğin en azından temel ilkelerini ve çalışma şeklini öğrenmektir.

Örtülü Hipnoz (covert hypnosis), çok yaygın olarak kullanılan; ama bir o kadar da tanınmayan bir yöntemdir. Örtülü hipnozda muhatap, durumun farkında değildir. Örtülü hipnoz, insanlara hipnotik etki altına girdiklerini farkettirmeden, onları hipnotik etki altına alma sanatı olarak tanımlanır. Bu yöntem, Igor Ledochowsky, Dr Joe Vitale ve Kevin Hogan gibi kişiler tarafından geliştirilmiştir.

Örtülü hipnoz, konuşma dilinin etkin bir şekilde kullanımıyla ve dil kalıplarından yararlanarak uygulanır. Eğer uygulayıcı kişi konuşma diline ve dil kalıplarına yeterince hakim değilse, kullandığı teknikler pek bir işe yaramayacaktır.

Örtülü hipnoz yöntemlerini, çoğunlukla, müşterilerini daha kolay ikna etmek isteyen satış uzmanları ve politikacılar kullanmaktadır.

Konuşma Hipnozu (Conversational Hypnosis) tekniği, çoğu kez Örtülü Hipnoz ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Dil Kalıpları (Language Patterns) bu uygulamaların temel unsurlarındandır.

Örtülü hipnozu (yada Konuşma Hipnozunu) etkin bir şekilde kullanabilmek için öncelikle klasik hipnozu iyi kavramak gerekir. Örtülü hipnozda iki temel unsur bulunur. Bunlardan birincisi, konuşma diline hakim olmaktır. İnsanları hipnotik konuma sokarken, belli dil kalıplarından yararlanılır. Aslında bu dil kalıpları, bilinçaltını etkileyebilmek için aşılması gereken “kritik faktör”ün üstesinden gelebilmek amacıyla kullanılır. Bu nedenle Örtülü Hipnoz için konuşma diline çok iyi hakim olmak şarttır.

Örtülü hipnozun ikinci temel unsuru ise konuşmada akıcılık ve ilişkilendirme sağlanmasıdır. Yönlendirici düşünceler akıcı bir şekilde sunulduğunda, karşıdaki kişinin bir fikir oluşturması sırasında mantığına başvurmasına gerek kalmaz. Bu da, yeni düşünceye karşı bir direnç gelişmesi olasılığını ortadan kaldırır. İlişkilendirme, bilinçaltına bilgi aktarmanın en etkin yoludur. Çünkü bilinç, eskiden edinilmiş bilgilerle yeni bilgileri kıyaslayarak bir sonuca varmaya çalışır. Örneğin insanlara yiyeceklerle ilgili bazı sorular yönelterek onları beslenmeyle ilgili belirli arzu veya eylemlere yönlendirmemiz mümkün olur.

Örtülü hipnozda çok önemli işlevlere sahip 4 bağlaç vardır: “iken”, “çünkü”, “ve”, “anlamına gelir”.

Bu sözcükler, düşünceleri birbirine bağlayan köprüler gibidir. Aşağıdaki örnek cümlelerde bu sözcükler koyu olarak yazılmıştır:

“Şimdi sen burada gevşemeyi öğrenmeye çalışırken kendini daha da rahatlamış bir durumda bulabilirsin. Çünkü geçmişte de gevşemiştin ve bu da vücudunun gevşemeyi yeniden başarabileceği anlamına gelir.

Ve sen daha fazla gevşedikçe, içindeki artan rahatlama duygusunu sürdürmek gittikçe kolaylaşır. Çünkü vücudun, rahatlamayı mükemmel bir şey haline getirecek yeteneklere sahiptir.”

Örtülü hipnoz, aslında, hayatımızın her alanında kullanılabilecek çok önemli bir araçtır. Hipnoz sözcüğünün yaratabileceği olası dirençlerle boğuşmaya gerek bırakmayan bu etkin araç, özenle ve toplumsal etik kuralların ışığında değerlendirilerek kullanıldığında çok etkili bir iletişim aracına dönüşür. Bu aracın yanlış ellerde ve size karşı kullanılmasını engellemek için, onu iyi tanımalısınız.

Dil Kalıpları ile ilgili daha ayrıntılı açıklama ve örnekleri bir sonraki yazımda ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Kaynakça:
Street Hypnosis Exposed, Igor Ledochovsky&Clifford Mee, 2008
Advanced Covert Hypnosis, Igor Ledochovsky, 2010
The Hypnotic Writing Master Course, Dr Joe Vitale, 2004
Hypnotic Marketing, Joe Vitale & Jo Han Mok, 2003

Konuyla ilgili diğer yazılar:
Gizli Hipnoza Direnmek – İşitsel Uygulamalar
Gizli Hipnoz Uygulamaları – Görsel Uygulamalar
Gizli Hipnoza Direnmenin Yöntemleri

 

Nis 222013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – İşitsel Uygulamalar

Ritmik, monoton ve yüksek volümlü seslerin insanları kolaylıkla transa sokabildiği biliniyor. Ritmik seslerin çeşitli beden hareketleriyle -dansla- desteklenmesi durumunda sözkonusu etki daha da güçlenmektedir. Bu etkilerden dini, sosyal ve politik grupların dışında, bazı satış sistemlerinin de etkin bir araç olarak yararlandığını söyleyebiliriz.

Düşük frekanslı beyin dalgalarının sesli uyarıcılarla simüle edilmesi, beyin ve vücut fonksiyonlarında kontrollü bazı değişimlere neden olur. Örneğin 8-12 Hz aralığındaki alfa dalgalarını belli bir süre dinlediğinde, dinleyen kişinin beyin dalgaları bu frekansa uyum göstermekte ve böylece o kişinin bilinçaltına erişim kolaylaşmaktadır. Bu duruma, “Alfa modu” denir. Alfa modu, hızlı ve etkin öğrenme sistemleri tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Aynı mod, uykuya geçiş ve uykudan çıkış evrelerinde doğal olarak gerçekleşmektedir.

Beyin dalgaları

Delta (0.5-4Hz), Theta (4-8Hz) ve Alpha (8-12Hz) beyin dalgaları insanların ortalama işitme aralığının altındadır. Bildiğiniz gibi, normal işitme spektrumu 16Hz ile 15KHz arasında yer almaktadır. Standart ses cihazları insanların işitme frekans aralığına göre tasarlandığı için, özellikle basit kulaklıklar, çok yüksek ve çok düşük frekansları kapsamamaktadır. Bu teknik ve biyolojik sorunu gidermek amacıyla her iki kulağa farklı frekansta işitilebilir sesler verilmekte ve beynin bu iki ses arasındaki düşük frekanslı girişimi algılaması sağlanmaktadır. Örneğin bir kulağa 100 Hz.lik, diğer kulağa da 108 Hz.lik sesler verildiğinde beynimiz bu iki sesi birleştirip 8 Hz.lik ara sesi kendisi üretmektedir. İkili yapısı nedeniyle bu yönteme “binaural” adı verilir. Son dönemlerde daha pratik bir yöntem olarak “tripnaural” yada “isochronic tones” yöntemi kullanılmaya başlandı. Tripnaural -isochronic- yöntemde stereo kulaklıklara gerek kalmaz ve her ortamda kolayca kullanılabilir.

isochronic

izokronik tonlar (isochronic tones)

Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın,yüksek volümlü ve bas frekanslı seslerin baskın olduğu ortamlarda bilincinizin filtrelerinin devre dışı kalma olasılığının oldukça yüksek olacağını unutmayın. Alabileceğiniz en etkili önlem, sizin kontrolünüz dışındaki bu tür ortamlardan olabildiğince uzak durmaktır.

Bilinçli zihnin algılayamadığı seslerin bilinçaltı tarafından kolaylıkla algılandığı düşüncesi oldukça yaygın uygulamalarla destekleniyor.

Subliminal ses kayıtlarında bilinç engelini devre dışı bırakabilmek için, sesli mesajın frekansını işitme spektrumunun dışına kaydırmak en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Frekans Modülasyonu (FM) yöntemi kullanılarak sesli mesaj normal kulağın duyamayacağı bir seviyeye (15-16KHz) kaydırılır. Böyle bir ses kaydını dinlediğinizde, sesin yüksekliği ne kadar fazla olursa olsun, hiç bir sözcüğü duyamazsınız. Yine de o mesajın bilinçaltı tarafından algılanıp çözümlenebildiği söylenmektedir.

subliminal

Üst üste bindirilen seslerle oluşturulan subliminal kayıtlar

Subliminal mesajlarda çok yaygın olarak kullanılan bir diğer yöntem ise, mesajın bir başka ses kaydının ardına gizlenmesi esasına dayanır. Bu yöntemde ana mesajın sesi iyice kısılır ve zar-zor duyulacak hale getirilir. Aynı kaydın üzerine normal yükseklikte dinlendirici müzikler, dalga sesleri, yağmur sesleri veya ırmak sesleri gibi sesler eklenir. Böyle bir kaydı dinlediğinizde arka planda kalan asıl mesajı duymak pek kolay olmaz. Ancak bilinçaltının bu mesajı da kolayca yakaladığı söylenir. Örnek olarak ta, gürültülü bir salonda ilginizi çeken konuşmaları işitebildiğiniz gösterilir.

Sesli mesajların tersten çalınarak başka seslerin arasına karıştırılarak gizlenmesi de bir diğer yöntem olarak kullanılıyor. Bu yöntemi kullananlar, bilinçaltının, tersinden çalınan sesleri de kolayca algılayabildiğini iddia ediyor.

Bu arada, yüksek teknoloji kullanarak insanların düşünce ve inanç mekanizmalarının etkilenebildiğinden de bahsediliyor. Özellikle düşük frekanslı manyetik dalgalar aracılığıyla insanların etki altına alınabildiğine ilişkin görüşler var. Şimdilik bu tür konulara girmeye gerek duymuyorum.

Doğal yöntemlerle ve bize zarar verebilecek uygulamalardan korunmak için en önemli davranış biçimi bu tür ortamlardan uzak kalmaya çalışmak ve farkındalığımızı geliştirmektir. Farkındalığımızın gelişimi, kendimizi ve çevremizi eleştirel ve objektif bir bakışla değerlendirebilmemizi sağlar.

Eğer yüksek volümlü ya da monoton ve ritmik ses yayını yapılan bir ortamdayken birileri sizden önemli kararlar vermenizi istiyorsa, hemen o ortamdan uzaklaşmanızı öneriyorum. Sizi doğrudan etkileyecek ve sorumluluk gerektiren tüm kararları kendi denetiminizdeki, ya da hiç olmazsa tarafsızlığından emin olduğunuz ortamlarda verin. Acele etmeyin. Aldığınız kararları mutlaka sorgulayın. Güvendiğiniz kişilere danışın.

Müzik yayını yapılan mağazalarda bile dikkatli olmakta yarar var. Bu gibi yerlerden rastgele alışveriş yapmamak yararınıza olabilir. Ne alacağınıza baştan karar verin ve bir alışveriş listesi hazırlayın. Listenizde yazılı olmayan şeyleri almamaya ayrıca özen gösterin.

Bir sonraki yazımda Örtülü Hipnoz (Covert Hypnosis), Konuşma Hipnozu (Conversational Hypnosis) ve Dil Kalıpları konusunu ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Önceki yazılar:

 

Nis 052013
 

Trans Olmadan Hipnoz Olur mu?

hipnozBazıları için hipnoz ve trans eşanlamlı sözcüklerdir. Oysa bazıları her ikisini birbirinden ayrı kavramlar olarak ele alır. Aslında her iki kavram bazan aynı durumu ifade ederken, bazan da farklılıkları vurgular.

Genel olarak hipnoz uygulamalarının bir trans hali oluşturduğu söylense de, “Trans Olmadan Hipnoz” yapılabildiğini söyleyen uygulamacılar da vardır. (Hypnosis Without Trance – James Tripp)

Aslına bakarsanız, isteyen herkes bir başkasına ya da bir gruba hipnoz uygulayabilir. Yeter ki karşısındaki kişi veya kişiler hipnoza girmeye istekli ve hazır olsun. Çünkü hipnoz aslında oto-hipnozdur. Hipnoz yapılmaz, hipnoz olunur. Eğer istemiyorsanız, hiç kimse sizi zorla hipnoza sokamaz.

Hipnoz, kişide telkine açık bir durum oluşturur. Hipnoza giren kişi, hipnozcu ile arasındaki güven seviyesine bağlı olarak aldığı telkinlere tepki verir. Kişi, hipnoz dışındayken kesinlikle onaylamayacağı düşünce ve davranışları, hipnoz altındayken de reddeder. Bu durumu doğrulayan çeşitli bilimsel deneyler vardır. Hipnoz altındaki insanların tüm kontrolünün hipnozcunun eline geçtiği inancı sadece bir şehir efsanesidir.

Hipnozu bilinçaltını sorgulamak ya da bilinçaltındaki bazı kalıpları değiştirmek için kullanmak mümkündür. Hipnoz altında sorgulama, doğru yöntemler kullanılarak yapıldığında, bilinçaltının derinliklerine gizlenmiş kritik sorunları yakalamada yardımcı olabilir. Ancak, davranış değişiklikleri yapılmak istendiğinde, çok daha dikkatli davranmak gerekir.

Karmaşık bir ilişkiler yumağı halindeki sorunları zorlama yöntemlerle çözmeye çalışmak, uzun vadede beklenmedik başka sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Hipnoz, her zaman ve her koşulda değil, genellikle daha basit diğer yöntemler işe yaramadığında kullanılmalıdır. Örneğin, sıradan bir başağrısını gidermek için beyin ameliyatı gerekmez. Ama, sıradan görünen bir başağrısının, önemli bir başka sorunun habercisi olabileceğini de hiç bir zaman göz ardı etmemek gerekir.

İster hipnoz, ister bir başka yöntem kullanılsın, çözümün asıl unsuru olarak bilinçaltının doğrudan devreye girmesini ve onun paylaşımını sağlamak gerekir. Aksi halde, bilinçaltına “rağmen” yapılan dayatmaların ters tepmesi, çok güçlü bir olasılıktır. Bilinçaltındaki korku, endişe ve olumsuz inançları temizlemeden yapılacak davranış değişiklikleri kalıcı çözümler üretmez.

Hipnoz, çok güçlü bir araçtır ve mutlaka bilinçli bir şekilde kullanılmalıdır.

Ahmet Aksoy

http://hipnoz.axtelsoft.com/2013/04/05/trans-olmadan-hipnoz-olur-mu/

Ağu 042011
 

Hipnoz, gün içinde kendiliğinden girip-çıktığımız bir tür trans halidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uykudan yeni uyanırken bu trans halinde oluruz. Doğal ve güvenlidir. Bir çok kişinin sandığının aksine, hipnoz altındayken bir başkasının kontrolü altına girmezsiniz. Onaylamadığınız hiç bir komutu hiç bir kimse size zorla yaptıramaz. Kontrol tamamiyle sizdedir. Eğer bunun aksi olsaydı, tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönerdi.

Aslında tüm hipnozlar, otohipnoz’dan başka bir şey değildir. Kişi hipnoz altına girip girmemeye kendisi karar verir. Elbette bunu her zaman bilinçli olarak yaptığımız söylenemez. Ayrıca, bazı insanlar hipnoza karşı doğal olarak dirençlidir. Bazıları ise çok çabuk hipnotize olurlar.

Daha önceki bir yazımda, televizyonun bir hipnoz makinesi olduğunu söylemiştim. Bir çok insan gönüllü olarak bu cihazın karşısına geçer ve transa girebilmek için en uygun koşulları yaratır. Eleştirel yetişkin mantık filtrelerini kapatır. Her şeyi kabullenmeye hazır bir şekilde ekrandan aktarılanlara kendini teslim eder.

Benim eşim de iyi bir televizyon izleyicisidir. Fırsat bulduğunda kaçırmadığı bir çok dizi vardır. Ama o tipik bir izleyici değildir, hipnoza izin vermez. O hep gözlemci konumunda kalır. Dizileri, filmleri izlerken kendini olup bitenin akışına bırakmaz. Kameranın açısına, mekanın tarihsel veya fiziksel dokusuna, kişilerin mimiklerine ve vücut diline bakar. Televizyondan aktarılan öyküyle hiçbir zaman bütünleşmez. Aradaki mesafeyi korur. Ve tüm olup bitenleri, eleştirel bir gözlemci olarak değerlendirir.

Bu konuda ben onun kadar başarılı değilim. Ama hipnoz altına girip girmemeye kendim karar veririm. Neyi ve niçin izleyeceğimi baştan belirler ve izlediklerimle bütünleşirim. Karar hakkı tamamiyle bana aittir. Bir izleyici olduğumu ve istediğim zaman herşeyi sonlandırabileceğimi bilirim. Bir dram izlerken gözlerim dolar; kaliteli bir espriyle karşılaştığımda kahkahayı patlatırım. Ama izlemeyi sürdürüp sürdürmemeye hep ben karar veririm. Bazı programlar o kadar sürükleyicidir ki, kontrolü kaybetmemek için onları izlemeyi reddederim.

Herkes aynı şeyleri yapabilir. Bu bir otohipnoz meselesidir. Hiç kimse sizi size rağmen hipnotize edemez. Buna izin verip vermemek sizin kendi seçiminizdir, sizin kendi kararınızdır. Derinliğine de siz karar verirsiniz. Yeter ki bunun farkında olun.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2011/08/04/otohipnoz-anah…sizin-elinizde/