Nis 062014
 

Hipnozun 5 Aşaması ve Örnek Betikler

Hipnoz

Foto: quitcigs4free.com

Önsöz
Yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Bu yazılar, hipnoza meraklı, araştırmayı ve öğrenmeyi seven kişilere yönelik olacak. Bir yandan kuramsal bilgileri ele alırken, bir yandan da somut örnekler vereceğim. Vereceğim örnekleri, doğrudan alıp kullanacağınız betikler olarak düşünmeyin. Elbette bunu da yapmak mümkün. Ancak asıl yapmanız gereken, bu betikleri kişiye ve duruma göre yorumlayıp, yeniden kurgulamaktır. Hipnoz, mekanik bir uygulama değildir. Yaratıcılığınızı her zaman işbaşında ve zinde tutun.
Ele alacağımız konular klasik hipnoza yönelik olacaktır. Sahne hipnozu ve hızlı hipnoz ilgi alanımızın dışındadır.

Klasik Hipnozun Aşamaları
Klasik hipnoz uygulamaları genellikle 5 temel aşamadan oluşur:
1- Ön konuşma ve Yatkınlık Testleri
2- Hipnoza hazırlık (Endüksiyon)
3- Derinleştirme
4- Telkinler
5- Uyandırma / Hipnozdan çıkış

Ön konuşma:
Hipnozla ilk kez tanışacak kişiler, genellikle başlarına neler gelebileceği konusunda bazı şüphelere sahip olur. Bu nedenle, bu kişilere hipnozla ilgili açıklayıcı ve onların kuşkularını giderici bir konuşma yapmak büyük önem taşır. Çünkü, danışanın kendi rızası olmaksızın hipnoza girmesi mümkün değildir. Bu açıdan hipnotiste ve hipnoz uygulamasına duyacağı güven, uygulamanın başarısını belirleyici bir karaktere sahiptir.

Ön konuşma sırasında öncelikle danışanın daha önce hipnoza girip girmediğini, bir hipnoz deneyimi yaşayıp yaşamadığını sorgulamak gerekir. Eğer deneyim sahibiyse, neler hissettiğini ve neler düşündüğünü anlamak uygulama süreci sırasında nelere ağırlık verip, nelerden kaçınmak gerekeceği konusunda önemli ipuçları sağlar.

Ön konuşma sırasında danışanın hipnoz konusunda yeterince bilgilenmesini sağlamalıyız. Danışanla hipnotist arasında kurulan dostça ilişki ve güven duygusu, hipnoz sürecini ve alınacak sonuçları daha yararlı bir hale getirir.

Yatkınlık testleri de bu aşamada uygulanır.

Ön konuşmalar için yaklaşık olarak 30 dakikalık bir süre ayırmak yerindedir.

Hipnoza hazırlık:
Eğer danışanın hipnoz deneyimi varsa, hazırlık aşaması için sadece 2-3 dakika yeterli olabilir. İlk kez hipnoza girecek danışanlarda bu süre 5 dakikayı bulabilir. Eğer danışanınız, 10 dakika içinde hala beklenen tepkileri vermiyorsa, bunun nedenlerini araştırmak ve belki de başka bir seans planlamak daha doğru olur.
Hazırlık, yalın bir süreçtir. Danışanın gevşemesini, belli bir noktaya konsantre olmasını ve dış etkenlerden soyutlanarak telkin kabul eder hale gelmesini sağlar. Bu süreçte bilinçli zihin devre dışı kalırken, bilinçaltı alıcı bir konuma gelir. Eğer bu aşamada danışanınız yönergelerinize doğru tepkiler vermiyorsa, komutlarınızı izlemiyor demektir.

Derinleştirme:
Derinleştirme, her zaman gerekli olmayabilir. Ancak daha kararlı ve etkili bir seansa katkıda bulunur. Konsantrasyonu ve telkine açıklığı yoğunlaştırır. Dolayısıyla verilecek telkinlerin etkisini arttırır.

Derinleştirme, gerek duyulursa, telkin aşaması sırasında da uygulanabilir.

Telkin
Hipnozun amacı danışana uygun telkinler vermektir. Ön konuşma, hazırlık ve derinleştirme aşamalarından sonra telkinlerimize, yönlendirmelerimize başlarız. Bu telkinler bazan doğrudan komutlar şeklinde olabileceği gibi, bazan da metaforlarla güçlendirilmiş daha karmaşık yaklaşımlar içerebilir. Danışanın durumu ve sorunun düzeyine bağlı olarak en uygun yöntemi seçip kullanmak, hipnotistin görevidir.

Uyandırma / Hipnozdan çıkış
Danışanı hipnozdan çıkarma, hipnoz sürecinin son aşamasıdır. Yerine ve zamanına bağlı olarak danışanınızı tamamen zinde bir şekilde uyandırılabileceğiniz gibi, onun rahat, dinlendirici ve doğal bir uykuya geçmesini de sağlayabilirsiniz.

Devam eden yazılarımda zaman zaman hipnozun aşamalarını daha ayrıntılı olarak ele alacağım. Eğer sitemizi belli aralarla ziyaret ederseniz, ya da yeni yazılarımızdan haberdar olmak için sitemize üye olursanız bilgi ve deneyimlerimizi sizlerle paylaşmaktan mutluluk ve onur duyarız.

Şimdilik sizi daha fazla yormamak için kısa bir hazırlık betiği vermekle yetineceğim:

“Şimdi rahatça arkana yaslan…
Gözlerini kapa…
Tüm kaslarını serbest bırak.
Derin bir nefes al… Ver…
Gevşe…
Kısa bir süre içinde, kendini, daha önce hiç yaşamadığın kadar gevşemiş ve rahatlamış hissedeceksin.
Benim sesimi dinledikçe daha da gevşeyip rahatladığını farkedebilirsin. Ve sen nerede olursan ol, neler düşünürsen düşün, sesim seni izlemeye devam edecek…
Ve şimdi senden başındaki bütün kasları birer birer serbest bırakmanı istiyorum.
Alnındaki, gözlerinin çevresindeki, gözkapaklarındaki, şakaklarındaki, yanaklarındaki, dudaklarındaki ve çenendeki tüm kasları serbest bırak.
Başındaki bütün kasları gevşet ve sen başındaki kasların gevşemekte olduğunu düşünürken, boynundaki ve omuzlarındaki kasların da gevşemeye başladığını hayal et.
Şimdi, boynundaki ve omuzlarındaki bütün kasları serbest bırak ve sen boynundaki ve omuzlarındaki kasların gevşemeye başladığını düşünürken, kollarındaki kaslar da daha fazla gevşesin, daha fazla gevşesin…
Şimdi dikkatini vücuduna ver. Başının, boynunun ve omuzlarının ne kadar gevşemiş olduğunu izle.
Kolların parmak uçlarına doğru gevşemeye devam ediyor. Ve sen bir yandan kollarının giderek daha fazla gevşediğini düşünürken, göğsünün ve karnının ne kadar çok gevşemiş olduğunu ve buralardaki tüm gerginliğin kaybolmuş olduğunu düşünmeye başla ve kollarının giderek daha fazla ve daha fazla ağırlaştığını hayal et.
Ve sen, şimdi, kollarının gerginlik ve gerilimden tamamiyle arınmasına izin ver ve vücudunun diğer bölgelerindeki gerginliğin de akıp gitmekte olduğunu düşün. Kaslarındaki gevşemenin yavaşça aşağılara doğru indiğini hisset ve her nefes alıp verişinde bu rahatlığın biraz daha büyüdüğünü ve kalçalarına ve bacaklarına ve ayaklarına ve parmak uçlarına kadar yayıldığının farkına var.
Giderek daha fazla gevşiyorsun ve sen bir kez daha bu gevşemenin başının tepesinden başlayarak aşağı doğru boynuna, oradan sırtına ve oradan kalçalarına… Ve sen bu gevşeme duygusunun kalçalarından aşağı bacaklarına ve sonra oradan ayaklarına doğru indiğini hissederken tüm gerginlik ve kaygıların parmak uçlarından akıp gittiğini hisset…
Artık tamamiyle rahatlamış ve tamamiyle gevşemiş bir durumdasın….”

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
Self-sabotage and Hypnosis, Catherine Poole
Hypnosis for Beginners, Dylan Morgan
Hypnosis & Hypnotherapy Scripts, Australia’s Hypnosis Online
Hypnotherapy Inductions and Deepings, Steve G. Jones
Advanced Hypnotherapy for Professionals, Steve G. Jones
Mind Control NLP & Hypnosis, David Shuttleworth
Handbook of Hypnotic Suggestions And Metaphors, Harold B. Crasilneck, Ph.D.

Keywords: hipnoz, betik, script, hipnoz betik,hipnoz script,ön konuşma, yatkınlık testi,yatkınlık testleri,hazırlık,endüksiyon,telkin,uyandırma,hipnozdan çıkış

Eyl 042013
 

Hipnoza Giriş ve Hipnozun Aşamaları

hipnoz

Hipnoz, bilinçaltına doğrudan erişim sağlayan pek çok yöntemden sadece biridir. Hipnoz, seçici ve odaklanmış dikkatin doğal bir halidir.

Bu yöntem, her ne şekilde uygulanırsa uygulansın, bilinçli zihin ile bilinçaltı arasındaki koruyucu eşiğin -kritik faktör- aşılarak, doğrudan bilinçaltına erişebilmeyi sağlar.

Klinik zihinsel sorunları olmayan ve hipnoza gönüllü olan hemen herkesin transa girebileceği söylenmektedir. Öte yandan, hipnoza yatkınlık açısından kişiler arasında çok büyük farklılıklar olabilmekte; bazıları çok kolay transa girerken (%15), bazıları -kendisi çok istese bile- aşırı direnç gösterebilmektedir (%15). Kalan %70 ise bu iki grubun arasında yer alıyor.

Hipnotik transın çeşitli aşamaları bulunmaktadır. Farklı kaynaklarda bu aşamalar farklı biçimlerde betimlenmiştir:

Stanford Sistemi: 12 aşama

LeCron-Bordeaux: 50 aşama

Davis – Husband : 30 aşama

Arons Sistemi: 6 aşama

Arons Sistemindeki 6 aşama kabaca şöyle tanımlanmıştır.

Aşama 1: Hipnoidal aşama: Hipnozun en hafif aşamasıdır. Bu aşamadaki kişiler genellikle tamamen kendilerindedir. Kilo kontrolü, sigara bırakma gibi çalışmalar bu aşamada gerçekleştirilebilir. Basit kas denetimleri ve göz katalepsisi bu aşamada yer alır. Uykudan uyanırken ve uykuya dalarken doğal olarak herkes bu aşamadan geçer.

Aşama 2: Letarjik aşama: Bu aşamada büyük kas grupları kontrol edilebilir. Örneğin kol katalepsisi bu aşamada oluşur.

Aşama 3: Kataleptik trans: Bütün kas sistemi denetim altına girer. Süje bir rakamı unutabilir, sandalyeye yapışabilir, yürüyemez hale gelebilir ve bölgesel analjezi yaşayabilir.

Aşama 4: Bu aşamada amnezi daha da gelişir. Hipnoza giren kişi kendi adını, rakamları, adresleri ve benzer bilgileri unutabilir. Rahatsızlık vermeden eldiven analjezisi uygulanabilir.

Aşama 5: Derin Trans aşaması olarak adlandırılır. Genel analjezi ve farklı ağrı denetim teknikleri uygulanabilir. Bu aşamada, aslında olmayan sesleri işitmek gibi pozitif halüsinasyonlar görülebilir. Geçmiş zamanlara geri gidilebilir.

Aşama 6: Bu aşama, Derin Uyurgezerlik halidir. Var olan nesneleri görememek veya mevcut sesleri işitememek gibi negatif halüsinasyonlar bu aşamada deneyimlenir. Bu aşamadaki hipnoterapi hastalarının, içinde bulundukları rahatlığı terketmekte zorlandığı rapor edilmiştir. Çok özel durumlar dışında bu aşamaya geçmekten kaçınmak yerinde olur.

Hipnoz, mutlaka, deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Çünkü hipnozla ilgili tüm bildiklerimiz, buzdağının görünen ucunun sadece bir kısmından ibarettir. Hipnoz, doğrudan bilinçaltını hedef alır.

Hipnoz, ciddi bir iştir.

Ahmet Aksoy

Not: Bu yazıdaki “aşama” sözcüğünü, “düzey” anlamında kullanmak daha yerinde olabilir.

Kaynakça:


http://www.nchypnosis.org/what-is-hypnosis
https://en.wikipedia.org/wiki/Hypnotic_susceptibility
http://www.whatsonmybrain.com/arons-depth-scale-depth-stages-hypnosis/
http://ontrachypnosis.com/depth-of-hypnosis.asp
http://www.pnl-nlp.org/courses/ebooks/page.php?bid=141&pageid=2979
http://www.gurdjieff-house.com/cananyonebehypnotized.htm

Ağu 112013
 

Herkes Hipnoz Olabilir mi?

Hipnoz

Hipnoz

Hipnoz, bilinçaltına doğrudan erişim sağlayan pek çok yöntemden sadece biridir. Hipnoz, seçici ve odaklanmış dikkatin doğal bir halidir.

Bu yöntem, her ne şekilde uygulanırsa uygulansın, bilinçli zihin ile bilinçaltı arasındaki koruyucu eşiği -kritik faktör- aşarak, doğrudan bilinçaltına erişebilmeyi sağlar.

Klinik zihinsel sorunları olmayan ve hipnoza gönüllü olan hemen herkesin transa girebileceği söylenmektedir. Öte yandan, hipnoza yatkınlık açısından kişiler arasında çok büyük farklılıklar olabilmekte; bazıları çok kolay transa girerken (%15), bazıları -kendisi çok istese bile- aşırı direnç gösterebilmektedir (%15). Kalan %70 ise bu iki grubun arasında yer alıyor.

Hipnotik transın çeşitli aşamaları bulunmaktadır. Farklı kaynaklarda bu aşamalar farklı biçimlerde betimlenmiştir:

Stanford Sistemi: 12 aşama
LeCron-Bordeaux: 50 aşama
Davis – Husband : 30 aşama
Arons Sistemi: 6 aşama

Arons Sistemindeki 6 aşama kabaca şöyle tanımlanmıştır.

Aşama 1: Hipnoidal aşama: Hipnozun en hafif aşamasıdır. Bu aşamadaki kişiler genellikle tamamen kendilerindedir. Kilo kontrolü, sigara bırakma gibi çalışmalar bu aşamada gerçekleştirilebilir. Basit kas denetimleri ve göz katalepsisi bu aşamada yer alır. Uykudan uyanırken ve uykuya dalarken doğal olarak herkes bu aşamadan geçer.

Aşama 2: Letarjik aşama: Bu aşamada büyük kas grupları kontrol edilebilir. Örneğin kol katalepsisi bu aşamada oluşur.

Aşama 3: Kataleptik trans: Bütün kas sistemi denetim altına girer. Süje bir rakamı unutabilir, sandalyeye yapışabilir, yürüyemez hale gelebilir ve bölgesel analjezi yaşayabilir.

Aşama 4: Bu aşamada amnezi daha da gelişir. Hipnoza giren kişi kendi adını, rakamları, adresleri ve benzer bilgileri unutabilir. Rahatsızlık vermeden eldiven analjezisi uygulanabilir.

Aşama 5: Derin Trans aşaması olarak adlandırılır. Genel analjezi ve farklı ağrı denetim teknikleri uygulanabilir. Bu aşamada, aslında olmayan sesleri işitmek gibi pozitif halüsinasyonlar görülebilir. Geçmiş zamanlara geri gidilebilir.

Aşama 6: Bu aşama, Derin Uyurgezerlik halidir. Var olan nesneleri görememek veya mevcut sesleri işitememek gibi negatif halüsinasyonlar bu aşamada deneyimlenir. Bu aşamadaki hipnoterapi hastalarının, içinde bulundukları rahatlığı terketmekte zorlandığı rapor edilmiştir. Çok özel durumlar dışında bu aşamaya geçmekten kaçınmak yerinde olur.

Hipnoz, mutlaka, deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Çünkü hipnozla ilgili tüm bildiklerimiz, buzdağının görünen ucunun sadece bir kısmından ibarettir. Hipnoz, doğrudan bilinçaltını hedef alır.

Hipnoz, ciddi bir iştir.

Ahmet Aksoy

Kaynakça:
http://www.nchypnosis.org/what-is-hypnosis https://en.wikipedia.org/wiki/Hypnotic_susceptibility
http://www.whatsonmybrain.com/arons-depth-scale-depth-stages-hypnosis/
http://ontrachypnosis.com/depth-of-hypnosis.asp
http://www.pnl-nlp.org/courses/ebooks/page.php?bid=141&pageid=2979
http://www.gurdjieff-house.com/cananyonebehypnotized.htm

May 022013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – Örtülü Hipnoz (Covert Hypnosis) ve Dil Kalıpları

HipnozÖncelikle, Örtülü Hipnoz Tekniğinin etik kurallar çerçevesinde kullanıldığında hem etkin, hem de yararlı bir teknik olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu ve önceki yazılarımda vurgulamaya çalıştığım temel nokta, bu tür yöntemlerin “bilgisiz veya art niyetli” kişilerin elinde “zararlı” araçlara dönüşebileceği gerçeğidir.

İşte bu nedenle, Örtülü Hipnoza direnmek için kullanılacak en etkin yöntem, bu tekniğin en azından temel ilkelerini ve çalışma şeklini öğrenmektir.

Örtülü Hipnoz (covert hypnosis), çok yaygın olarak kullanılan; ama bir o kadar da tanınmayan bir yöntemdir. Örtülü hipnozda muhatap, durumun farkında değildir. Örtülü hipnoz, insanlara hipnotik etki altına girdiklerini farkettirmeden, onları hipnotik etki altına alma sanatı olarak tanımlanır. Bu yöntem, Igor Ledochowsky, Dr Joe Vitale ve Kevin Hogan gibi kişiler tarafından geliştirilmiştir.

Örtülü hipnoz, konuşma dilinin etkin bir şekilde kullanımıyla ve dil kalıplarından yararlanarak uygulanır. Eğer uygulayıcı kişi konuşma diline ve dil kalıplarına yeterince hakim değilse, kullandığı teknikler pek bir işe yaramayacaktır.

Örtülü hipnoz yöntemlerini, çoğunlukla, müşterilerini daha kolay ikna etmek isteyen satış uzmanları ve politikacılar kullanmaktadır.

Konuşma Hipnozu (Conversational Hypnosis) tekniği, çoğu kez Örtülü Hipnoz ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Dil Kalıpları (Language Patterns) bu uygulamaların temel unsurlarındandır.

Örtülü hipnozu (yada Konuşma Hipnozunu) etkin bir şekilde kullanabilmek için öncelikle klasik hipnozu iyi kavramak gerekir. Örtülü hipnozda iki temel unsur bulunur. Bunlardan birincisi, konuşma diline hakim olmaktır. İnsanları hipnotik konuma sokarken, belli dil kalıplarından yararlanılır. Aslında bu dil kalıpları, bilinçaltını etkileyebilmek için aşılması gereken “kritik faktör”ün üstesinden gelebilmek amacıyla kullanılır. Bu nedenle Örtülü Hipnoz için konuşma diline çok iyi hakim olmak şarttır.

Örtülü hipnozun ikinci temel unsuru ise konuşmada akıcılık ve ilişkilendirme sağlanmasıdır. Yönlendirici düşünceler akıcı bir şekilde sunulduğunda, karşıdaki kişinin bir fikir oluşturması sırasında mantığına başvurmasına gerek kalmaz. Bu da, yeni düşünceye karşı bir direnç gelişmesi olasılığını ortadan kaldırır. İlişkilendirme, bilinçaltına bilgi aktarmanın en etkin yoludur. Çünkü bilinç, eskiden edinilmiş bilgilerle yeni bilgileri kıyaslayarak bir sonuca varmaya çalışır. Örneğin insanlara yiyeceklerle ilgili bazı sorular yönelterek onları beslenmeyle ilgili belirli arzu veya eylemlere yönlendirmemiz mümkün olur.

Örtülü hipnozda çok önemli işlevlere sahip 4 bağlaç vardır: “iken”, “çünkü”, “ve”, “anlamına gelir”.

Bu sözcükler, düşünceleri birbirine bağlayan köprüler gibidir. Aşağıdaki örnek cümlelerde bu sözcükler koyu olarak yazılmıştır:

“Şimdi sen burada gevşemeyi öğrenmeye çalışırken kendini daha da rahatlamış bir durumda bulabilirsin. Çünkü geçmişte de gevşemiştin ve bu da vücudunun gevşemeyi yeniden başarabileceği anlamına gelir.

Ve sen daha fazla gevşedikçe, içindeki artan rahatlama duygusunu sürdürmek gittikçe kolaylaşır. Çünkü vücudun, rahatlamayı mükemmel bir şey haline getirecek yeteneklere sahiptir.”

Örtülü hipnoz, aslında, hayatımızın her alanında kullanılabilecek çok önemli bir araçtır. Hipnoz sözcüğünün yaratabileceği olası dirençlerle boğuşmaya gerek bırakmayan bu etkin araç, özenle ve toplumsal etik kuralların ışığında değerlendirilerek kullanıldığında çok etkili bir iletişim aracına dönüşür. Bu aracın yanlış ellerde ve size karşı kullanılmasını engellemek için, onu iyi tanımalısınız.

Dil Kalıpları ile ilgili daha ayrıntılı açıklama ve örnekleri bir sonraki yazımda ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Kaynakça:
Street Hypnosis Exposed, Igor Ledochovsky&Clifford Mee, 2008
Advanced Covert Hypnosis, Igor Ledochovsky, 2010
The Hypnotic Writing Master Course, Dr Joe Vitale, 2004
Hypnotic Marketing, Joe Vitale & Jo Han Mok, 2003

Konuyla ilgili diğer yazılar:
Gizli Hipnoza Direnmek – İşitsel Uygulamalar
Gizli Hipnoz Uygulamaları – Görsel Uygulamalar
Gizli Hipnoza Direnmenin Yöntemleri

 

Nis 112013
 

Gizli Hipnoza Direnmek – Görsel Uygulamalar

Öncelikle Gizli Hipnozdan kastımızın ne olduğunu netleştirelim: Gizli Hipnoz, ilgili kişinin bilgisi dışında uygulanan ve o kişinin çıkarlarını kısmen bile olsa olumsuz yönde etkileyebilen bilinçaltı yönlendirme tekniğidir. (*)

Gizli hipnozun pek çok çeşidi vardır. Bunların neredeyse hepsi, bilinçli zihnimizin algılama süzgeçlerini devre dışı bırakma esasına dayanır. Gizli hipnozda temel varsayım şudur: Kullanılan yöntem ne olursa olsun, bilinçli zihnin filtrelerinden geçen bütün mesajlar, bilinçaltı tarafından fazla direnç görmeden kabul görür. Bu tür uygulamalar genellikle “subliminal” olarak kategorize edilir.

Tekrarlama yöntemi
Reklam panolarında ve görsel medyada en çok yararlanılan tekniklerden biridir. Tekrarlanan görüntüler, o konu ile hiç ilginiz olmasa bile bilinçaltınız tarafından defalarca algılandığı için, siz farkına bile varmadan beyninizde kalıcı bir hale dönüşecek ve size tanıdık gelen bir özellik kazanacaktır. Bilinçaltımız, kendi dağarcığında yer alan bilgilere daha fazla itibar etme eğilimindedir. Reklamı yapılan ürüne gereksinim duyduğunuz zaman, size tanıdık gelen firmayı -daha önce hiç alışveriş yapmamış olsanız bile- sezgisel olarak kendinize daha yakın bulacaksınız.

Yirmibeşinci kare yöntemi
Bildiğiniz gibi sinema filmleri saydam resim karelerinin belli bir hızla ve peşpeşe gösterilmesiyle hayat bulur. Bir saniyenin yirmidörtte biri -yaklaşık 41.67 milisaniye- aralıklarla peş peşe gösterilen fotoğraflar arasındaki değişimi bilinçli zihnimiz farkedemez ve parça parça gösterilen bu fotoğrafları aynı görüntünün kesintisiz gösterimiymiş gibi algılar. Özetle, sadece 41.67 milisaniye süresince gösterilen bir görüntüyü, bilinçli zihnimiz tek başına yakalamakta zorlanır. Oysa aynı görüntü, hiç bir engele takılmadan doğrudan bilinçaltımıza ulaşır.

1950’lerde Amerikada bir sinema salonunda yapıldığı söylenen bir deneyde, gösterilen filmin her 24 karesinden sonra “Patlamış Mısır Ye ve Coca-Cola İç” yazılı bir yeni kare eklendi. Belirtildiğine göre film arasında yapılan satışlarda, normal film gösterimlerine kıyasla büyük bir artış elde edildi.

Bu tür uygulamalar “25. kare” olarak adlandırıldı. Daha sonra buna benzer çalışmalar her yerde yapılmaya başlandı ve sonunda yasa dışı ilan edilerek yasaklandı. Buna rağmen, 25. kare uygulamalarının kılıfına uydurularak hala kullanılmakta olduğu bilinir.

(25. kare yöntemiyle elde edilen verilerin aslında düzmece olduğu ve iddia edilen etkilerin gözlenmemiş olduğunu belirten görüşler de bulunmaktadır. Ancak, hızlı okuma çalışmalarımız sırasında deneysel olarak edindiğimiz bilgiler, bu konuda eğitilen kişilerde göz-beyin kavrama süresinin 5 milisaniye düzeyine kadar inebildiğini gösteriyor. Dolayısıyla bunun 8 katı uzunluğundaki bir sürede gösterilen resimlerin bilinçaltı tarafından rahatlıkla algılanabileceğini söyleyebiliriz. Ancak bu durumdan bilinçli zihin haberdar olmak zorunda değil.
Burada sözü edilen 25. karenin tamamen sembolik olduğunu belirtmekte yarar var. Dijital çağın filmlerinde bir saniye içinde gösterilen kare sayısı genellikle yirmidördün çok daha üzerinde. Bu girişimleri, genel görüntüyü bozmadan araya parça eklemek şeklinde algılamak daha doğru olur. )

Resimlerde Gizlenmiş Ayrıntılar
Pek çok reklam afişinde açıkça görülmeyen yazı ve görüntülerden yararlanılmıştır. Bunlardan pek çoğunu algılamak için hayal gücümüzü epeyce zorlamamız gerekiyor olsa da, bazılarını çok daha kolaylıkla görebiliriz.

Bu tür görsellerde ana tema olarak genellikle “seks” kullanılır. Bazan sadece gizli sözcüklere yer verilirken, bazan da cinsel organların çağrıştırılmasından yararlanılır. Çünkü seks, eylemlerimizi etkileyen temel güdülerimizden biridir. Çok daha masum görünüyor olsa bile, araba reklamlarında cinsel bakımdan çekici kadınların kullanılması da aslında bir gizlenmiş ayrıntı uygulamasıdır ve gizli hipnoz tanımına uyar. Mesaj erkeklere yöneliktir ve “bu arabaya sahip olursan, böyle çekici kadınlara da sahip olursun” anlamı taşır.

Görsel gizli hipnoz

 

Aşağıdaki örnek için ek bir açıklamaya gerek var mı? Mesaj çok fazla açık -aleni-. Bu yüzden o mesajın ilgi yerine rahatsızlık üretmesi çok daha büyük bir olasılık. Reklamcılık uygulamalarında estetik kaygının da hesaba katıldığı unutulmamalı.

subliminal mesajlar

 

Bana biraz zorlama gibi görünse de, facebook giriş sayfasında bile bu tür mesajlar olduğu iddia ediliyor:

subliminal

Bir sonraki yazımda işitme duyumuzu hedef alan gizli hipnoz uygulamalarını ele alacağım.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy (http://hipnoz.axtelsoft.com/ahmet-aksoy-kimdir/)
hipnoz.axtelsoft.com
Gamet Gelişim (www.gamet.com.tr)
Gizli Hipnoz Uygulamaları – Görsel Uygulamalar

Not: (*) Bunu özellikle vurgulama gereği duyuyorum. Çünkü hipnotik etkilemenin ille de gizli yapılması şart değildir. Bu nedenle Gizli Hipnoz terimini, ilgili kişinin bilgisi dışında ve onun çıkarlarını gözetmeden yapılıyor olması koşuluna bağlıyorum. İleriki yazılarımda hipnotik etkilemelerin ilgili kişinin bilgisi dahilinde ve onun yararına kullanılmasına yönelik örnekleri de ele alacağım.

Nis 102013
 

Blog sistemi olarak WordPress kullanıyorum ve çok memnunum.

Ancak dün,  Gizli Hipnoza Direnmenin Yöntemleri başlıklı yazımı yayınlayıp, Facebook gibi ortamlara linklerini aktardığımda ilginç bazı sorunlar yaşandı. Sözkonusu linkler, yazının kendisi yerine Ahmet Aksoy Kimdir sayfasına yönlendirildi.

Kim bilir, belki de gizli hipnoz sözcüğü bir yerlerde bir fitreye takılmıştır…  (Her şeyi olağanmış gibi algılamamız da bir hipnoz halidir. Bu yüzden kendimizi de sık sık sorgulamamız yerinde olur.)

Daha önce benzer bir sorun yaşamadığım için, durumun farkına varmak biraz zaman aldı.

Elimde olmaksızın böyle bir soruna neden olduğum için, Gizli Hipnoz konulu bir yazı okumak için ilgili linke tıkladıklarında, benim kişisel bilgilerimle karşılaşan tüm okuyucularımdan özür diliyorum.

Umarım aynı sorunu tekrar yaşamayız.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2013/04/10/wordpress-link-olustururken-sorun-mu-yaratiyor/

Nis 092013
 

Gizli Hipnoza Direnmenin Yöntemleri

hipnozHipnoz doğal bir olgudur. Günlük yaşamımızın içinde farkına bile varmadan pek çok kez hipnoza girer, çıkarız. Hipnoz, yaşamımızın taa içindedir. Çünkü hipnoz, sadece, bilinçli zihnimizin kalkanlarını indirdiği halin adıdır. Hipnoz, bilinçli zihnimizin teslimiyetidir.

Pek çok kişi hipnozu bir tür uyurgezerlik gibi algılar. Oysa hipnoz, adı uyku sözcüğünden türetilmiş olsa bile, bir uyku hali değildir.

Hipnoz, bilincin teslimiyetidir. Hipnoz, dış uyaranları ve yönlendirmeleri, olduğu gibi, sorgusuz-sualsiz kabullenmektir.

Kitap okurken, eğer okuduklarınıza ilgi duyuyor ve yazarın yazdıklarını sorgulamaya gerek duymuyorsanız, kolayca hipnoza girersiniz.

Televizyon izlerken, eğer izlediklerinizi sorgulamak gibi bir alışkanlığınız yoksa, siz de hipnoza girmek için gönüllüsünüz demektir.

Fanatik bir taraftarsanız, tuttuğunuz takımın maçını izlerken hipnoza girersiniz. Çünkü, onu sorgulama gereği duymazsınız.

Aşıksanız, hipnozdasınız. Aşık olduğunuz kişiyi sorgulamak, aklınızın ucundan bile geçmez. Aksi halde ona ihanet etmiş gibi hissedersiniz.

Tuttuğunuz partinin lideri konuşurken, hipnoz altındasınızdır. Çünkü onun söylediklerini sorgulama zahmetine girmek istemezsiniz.

Alışveriş yaparken, satıcıyı ve ürünü sorgulamıyorsanız, hipnoz altına girmeniz bir an meselesidir.

Anneler, çocukları ile ilgili konular sözkonusu olduğunda derin hipnoz altındadırlar.

Peki, hipnoz bu kadar korkulacak bir şey midir?

İşte burada, açık hipnoz ile gizli hipnoz (örtülü hipnoz – covert hypnosis) uygulamalarını birbirinden ayırmakta yarar var. Eğer isteyerek ve bilinçli olarak hipnoza girmek istiyorsanız, yöntem ne olursa olsun, bu tamamen sizin tercihinizdir, kendi seçiminizdir. Buna bizim de söyleyecek bir sözümüz olmaz. Ancak gizli hipnoz, size farkettirmeden, sizi hedef alan ve sizin çıkarlarınıza ters bir amaçla uygulanan hipnozdur.

Eğer içinde yaşadığımız toplum ve topluluklar etik kurallara uygun davranan, emeğe saygılı, başkalarının da hakkını teslim eden, farklılıklara değer veren bireylerden oluşmuş olsaydı, hipnoza karşı kendimizi korumaya ihtiyaç duymazdık. Çünkü gizli hipnoza gerek duyulmazdı. Ne yazık ki durum hiç te öyle değil. Hatta giderek daha da kötüleşiyor. İnsanlar kişisel çıkarlarını, koşullar ne olursa olsun başkalarının çıkarlarından daha önde tutmaya çalışıyorlar. Üstelik, başkaları bu durumdan zarar görüyor olsa bile…

İşte bu yüzden, yaşamın acı gerçeklerinin farkında olabilmek için hipnozu tanımak, onun gücünün farkında olmak ve gerektiğinde ondan nasıl korunacağımızı bilmek zorundayız. Çünkü bazı kişi ve kurumlar bilinçli veya bilinçsiz olarak gizli hipnozun gücünden kendi çıkarları için yararlanıyorlar.

İşte bu yüzden, bizim isteğimiz dışında ve bize zarar verecek şekilde ve bize karşı uygulanmak istenen gizli hipnozun farkında olmak ve kendimizi savunmak zorundayız. Hangi biçimiyle olursa olsun, gizli hipnoza karşı en etkin savunma yöntemi, farkında olmak ve sorgulamaktır. Kişileri, olayları ve nesneleri… Ama bunu bir paronaya boyutuna taşımadan.

Eğer gizli hipnoza direnmek istiyorsanız, her ne yapıyorsanız yapın, bilinçli zihninizin savunma kalkanlarını açık tutun. Gizli hipnoza direnmek için herşeyi sorgulayın. Çünkü, sorgulamaktan vazgeçtiğiniz an, gizli hipnozun ağına düşebilirsiniz. Çünkü hipnoz çekicidir. Hipnozu yaşamak güzeldir. Hipnoz kolaylıktır. Hipnoz rahatlıktır. Hipnoz altındayken zamanın nasıl geçip gittiğini bile algılamazsınız. Hipnoz size huzur verir. Hipnoz size hazır çözümler sunar. Hipnoz sizi düşünmek, değerlendirmek ve karar vermek zahmetinden kurtarır.

Hipnoz, bağımlılık yaratır.

Ama, çözüm sizdedir. Gizli hipnoz tuzaklarına düşmemek için farkındalığınızı geliştirin. Farkındalığınızın farkına varın!

Ahmet Aksoy
Gamet Gelişim
http://hipnoz.axtelsoft.com/2013/04/09/gizli-hipnoza-…nin-yontemleri/

Nis 052013
 

Trans Olmadan Hipnoz Olur mu?

hipnozBazıları için hipnoz ve trans eşanlamlı sözcüklerdir. Oysa bazıları her ikisini birbirinden ayrı kavramlar olarak ele alır. Aslında her iki kavram bazan aynı durumu ifade ederken, bazan da farklılıkları vurgular.

Genel olarak hipnoz uygulamalarının bir trans hali oluşturduğu söylense de, “Trans Olmadan Hipnoz” yapılabildiğini söyleyen uygulamacılar da vardır. (Hypnosis Without Trance – James Tripp)

Aslına bakarsanız, isteyen herkes bir başkasına ya da bir gruba hipnoz uygulayabilir. Yeter ki karşısındaki kişi veya kişiler hipnoza girmeye istekli ve hazır olsun. Çünkü hipnoz aslında oto-hipnozdur. Hipnoz yapılmaz, hipnoz olunur. Eğer istemiyorsanız, hiç kimse sizi zorla hipnoza sokamaz.

Hipnoz, kişide telkine açık bir durum oluşturur. Hipnoza giren kişi, hipnozcu ile arasındaki güven seviyesine bağlı olarak aldığı telkinlere tepki verir. Kişi, hipnoz dışındayken kesinlikle onaylamayacağı düşünce ve davranışları, hipnoz altındayken de reddeder. Bu durumu doğrulayan çeşitli bilimsel deneyler vardır. Hipnoz altındaki insanların tüm kontrolünün hipnozcunun eline geçtiği inancı sadece bir şehir efsanesidir.

Hipnozu bilinçaltını sorgulamak ya da bilinçaltındaki bazı kalıpları değiştirmek için kullanmak mümkündür. Hipnoz altında sorgulama, doğru yöntemler kullanılarak yapıldığında, bilinçaltının derinliklerine gizlenmiş kritik sorunları yakalamada yardımcı olabilir. Ancak, davranış değişiklikleri yapılmak istendiğinde, çok daha dikkatli davranmak gerekir.

Karmaşık bir ilişkiler yumağı halindeki sorunları zorlama yöntemlerle çözmeye çalışmak, uzun vadede beklenmedik başka sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Hipnoz, her zaman ve her koşulda değil, genellikle daha basit diğer yöntemler işe yaramadığında kullanılmalıdır. Örneğin, sıradan bir başağrısını gidermek için beyin ameliyatı gerekmez. Ama, sıradan görünen bir başağrısının, önemli bir başka sorunun habercisi olabileceğini de hiç bir zaman göz ardı etmemek gerekir.

İster hipnoz, ister bir başka yöntem kullanılsın, çözümün asıl unsuru olarak bilinçaltının doğrudan devreye girmesini ve onun paylaşımını sağlamak gerekir. Aksi halde, bilinçaltına “rağmen” yapılan dayatmaların ters tepmesi, çok güçlü bir olasılıktır. Bilinçaltındaki korku, endişe ve olumsuz inançları temizlemeden yapılacak davranış değişiklikleri kalıcı çözümler üretmez.

Hipnoz, çok güçlü bir araçtır ve mutlaka bilinçli bir şekilde kullanılmalıdır.

Ahmet Aksoy

http://hipnoz.axtelsoft.com/2013/04/05/trans-olmadan-hipnoz-olur-mu/

Ağu 042011
 

Hipnoz, gün içinde kendiliğinden girip-çıktığımız bir tür trans halidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uykudan yeni uyanırken bu trans halinde oluruz. Doğal ve güvenlidir. Bir çok kişinin sandığının aksine, hipnoz altındayken bir başkasının kontrolü altına girmezsiniz. Onaylamadığınız hiç bir komutu hiç bir kimse size zorla yaptıramaz. Kontrol tamamiyle sizdedir. Eğer bunun aksi olsaydı, tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönerdi.

Aslında tüm hipnozlar, otohipnoz’dan başka bir şey değildir. Kişi hipnoz altına girip girmemeye kendisi karar verir. Elbette bunu her zaman bilinçli olarak yaptığımız söylenemez. Ayrıca, bazı insanlar hipnoza karşı doğal olarak dirençlidir. Bazıları ise çok çabuk hipnotize olurlar.

Daha önceki bir yazımda, televizyonun bir hipnoz makinesi olduğunu söylemiştim. Bir çok insan gönüllü olarak bu cihazın karşısına geçer ve transa girebilmek için en uygun koşulları yaratır. Eleştirel yetişkin mantık filtrelerini kapatır. Her şeyi kabullenmeye hazır bir şekilde ekrandan aktarılanlara kendini teslim eder.

Benim eşim de iyi bir televizyon izleyicisidir. Fırsat bulduğunda kaçırmadığı bir çok dizi vardır. Ama o tipik bir izleyici değildir, hipnoza izin vermez. O hep gözlemci konumunda kalır. Dizileri, filmleri izlerken kendini olup bitenin akışına bırakmaz. Kameranın açısına, mekanın tarihsel veya fiziksel dokusuna, kişilerin mimiklerine ve vücut diline bakar. Televizyondan aktarılan öyküyle hiçbir zaman bütünleşmez. Aradaki mesafeyi korur. Ve tüm olup bitenleri, eleştirel bir gözlemci olarak değerlendirir.

Bu konuda ben onun kadar başarılı değilim. Ama hipnoz altına girip girmemeye kendim karar veririm. Neyi ve niçin izleyeceğimi baştan belirler ve izlediklerimle bütünleşirim. Karar hakkı tamamiyle bana aittir. Bir izleyici olduğumu ve istediğim zaman herşeyi sonlandırabileceğimi bilirim. Bir dram izlerken gözlerim dolar; kaliteli bir espriyle karşılaştığımda kahkahayı patlatırım. Ama izlemeyi sürdürüp sürdürmemeye hep ben karar veririm. Bazı programlar o kadar sürükleyicidir ki, kontrolü kaybetmemek için onları izlemeyi reddederim.

Herkes aynı şeyleri yapabilir. Bu bir otohipnoz meselesidir. Hiç kimse sizi size rağmen hipnotize edemez. Buna izin verip vermemek sizin kendi seçiminizdir, sizin kendi kararınızdır. Derinliğine de siz karar verirsiniz. Yeter ki bunun farkında olun.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2011/08/04/otohipnoz-anah…sizin-elinizde/

Ağu 032011
 

Hipnoz, yaşamımızın doğal bir parçası. Farkında bile olmadan etkileniyoruz. Aşağıda verdiğimiz basit testleri uygulayarak bu tür etkilenmelere ne kadar açık olduğunuzu kontrol edebilirsiniz:

Yöntem 1

1- Ayakta durun. Kaslarınızı olabildiğince gevşetin ve kollarınızı birbirine ve yere paralel şekilde ileriye doğru uzatın
2- Avuç içleriniz birbirine baksın ve aralarında 5-10 cm kadar bir boşluk olsun
3- Ellerinizin arasındaki boşluğa bakın ve bakışınızı o noktadan ayırmadan “Kapan… Kapan… Kapan…” sözcüklerini peşpeşe yineleyin. Bu sözcükleri sakin ve monoton bir şekilde tekrarlayın.

Yorum: En fazla 1-2 dakika içinde ellerinizin birleşmesi beklenir. Bazı deneklerde ise tam tersine, ellerin birbirinden uzaklaştığı görülmüştür. Bu örnek, verilen komutların kaslarımız üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir. Üstelik bu komutu kimin verdiği de çok önemli değildir. Reklamlara dikkat edin: aynı komutlar sürekli yineleniyor…

Aynı testi, sözcükleri yine monoton ama olabildiğince hızlı bir şekilde söyleyerek tekrarlayın. Hızlandırılmış sözcüklerin, hızlandırılmış etkiler yarattığına şahit olacaksınız.

 

Yöntem 2

Kendi kendinize “Alışveriş yapıyorum” deyin. Ve hemen arkasından zihninizde oluşan görüntüleri izleyin. Belki bir bakkal dükkanı, bir süper market veya pazar yeri…

Bir arkadaşınızdan yardım isteyin. Size rasgele eşya, hayvan, nesne türü somut sözcükler söylesin. Her sözcüğün zihninizde nasıl görüntüler oluşturduğunu izleyin.

Yorum: Sözcükler zihnimizde görsel imgeler oluşturur. Eğer bazı sözcükler belli bir sistematikle size aktarılırsa, size söylenenleri zihninizde canlandırmaya, giderek onu yaşamaya başlarsınız.  Eğer somut sözcükler sizde görsel imgeleri tetiklemiyorsa, hipnozdan etkilenme olasılığınız düşük demektir.

 

Yöntem 3

“Burnumu kaşındıran bir şey var”. Bu cümleyi arada biraz beklemeler yaparak birkaç dakika boyunca tekrarlayın.

Yorum: Eğer hala burnunuza dokunmamışsanız, hipnoza karşı dirençli olduğunuz söylenebilir. Normal olarak sözcükler bizde duygusal tepkimelere neden olur.

Kısacası, sözcükler eylemsel, görsel ve dokunsal sonuçlar üretebiliyor. Bu nedenle uygun şekilde düzenlenen sözcük grupları ile -yazılarla veya konuşmalarla- bizden istenenleri yapmaya ikna olmak hiç te zor değil. Özellikle Örtülü Hipnoz, günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2011/08/03/hipnoz-yatkinl…n-3-basit-yolu/