admin

Ağu 042011
 

Hipnoz, gün içinde kendiliğinden girip-çıktığımız bir tür trans halidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uykudan yeni uyanırken bu trans halinde oluruz. Doğal ve güvenlidir. Bir çok kişinin sandığının aksine, hipnoz altındayken bir başkasının kontrolü altına girmezsiniz. Onaylamadığınız hiç bir komutu hiç bir kimse size zorla yaptıramaz. Kontrol tamamiyle sizdedir. Eğer bunun aksi olsaydı, tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönerdi.

Aslında tüm hipnozlar, otohipnoz’dan başka bir şey değildir. Kişi hipnoz altına girip girmemeye kendisi karar verir. Elbette bunu her zaman bilinçli olarak yaptığımız söylenemez. Ayrıca, bazı insanlar hipnoza karşı doğal olarak dirençlidir. Bazıları ise çok çabuk hipnotize olurlar.

Daha önceki bir yazımda, televizyonun bir hipnoz makinesi olduğunu söylemiştim. Bir çok insan gönüllü olarak bu cihazın karşısına geçer ve transa girebilmek için en uygun koşulları yaratır. Eleştirel yetişkin mantık filtrelerini kapatır. Her şeyi kabullenmeye hazır bir şekilde ekrandan aktarılanlara kendini teslim eder.

Benim eşim de iyi bir televizyon izleyicisidir. Fırsat bulduğunda kaçırmadığı bir çok dizi vardır. Ama o tipik bir izleyici değildir, hipnoza izin vermez. O hep gözlemci konumunda kalır. Dizileri, filmleri izlerken kendini olup bitenin akışına bırakmaz. Kameranın açısına, mekanın tarihsel veya fiziksel dokusuna, kişilerin mimiklerine ve vücut diline bakar. Televizyondan aktarılan öyküyle hiçbir zaman bütünleşmez. Aradaki mesafeyi korur. Ve tüm olup bitenleri, eleştirel bir gözlemci olarak değerlendirir.

Bu konuda ben onun kadar başarılı değilim. Ama hipnoz altına girip girmemeye kendim karar veririm. Neyi ve niçin izleyeceğimi baştan belirler ve izlediklerimle bütünleşirim. Karar hakkı tamamiyle bana aittir. Bir izleyici olduğumu ve istediğim zaman herşeyi sonlandırabileceğimi bilirim. Bir dram izlerken gözlerim dolar; kaliteli bir espriyle karşılaştığımda kahkahayı patlatırım. Ama izlemeyi sürdürüp sürdürmemeye hep ben karar veririm. Bazı programlar o kadar sürükleyicidir ki, kontrolü kaybetmemek için onları izlemeyi reddederim.

Herkes aynı şeyleri yapabilir. Bu bir otohipnoz meselesidir. Hiç kimse sizi size rağmen hipnotize edemez. Buna izin verip vermemek sizin kendi seçiminizdir, sizin kendi kararınızdır. Derinliğine de siz karar verirsiniz. Yeter ki bunun farkında olun.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2011/08/04/otohipnoz-anah…sizin-elinizde/

Ağu 032011
 

Hipnoz, yaşamımızın doğal bir parçası. Farkında bile olmadan etkileniyoruz. Aşağıda verdiğimiz basit testleri uygulayarak bu tür etkilenmelere ne kadar açık olduğunuzu kontrol edebilirsiniz:

Yöntem 1

1- Ayakta durun. Kaslarınızı olabildiğince gevşetin ve kollarınızı birbirine ve yere paralel şekilde ileriye doğru uzatın
2- Avuç içleriniz birbirine baksın ve aralarında 5-10 cm kadar bir boşluk olsun
3- Ellerinizin arasındaki boşluğa bakın ve bakışınızı o noktadan ayırmadan “Kapan… Kapan… Kapan…” sözcüklerini peşpeşe yineleyin. Bu sözcükleri sakin ve monoton bir şekilde tekrarlayın.

Yorum: En fazla 1-2 dakika içinde ellerinizin birleşmesi beklenir. Bazı deneklerde ise tam tersine, ellerin birbirinden uzaklaştığı görülmüştür. Bu örnek, verilen komutların kaslarımız üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir. Üstelik bu komutu kimin verdiği de çok önemli değildir. Reklamlara dikkat edin: aynı komutlar sürekli yineleniyor…

Aynı testi, sözcükleri yine monoton ama olabildiğince hızlı bir şekilde söyleyerek tekrarlayın. Hızlandırılmış sözcüklerin, hızlandırılmış etkiler yarattığına şahit olacaksınız.

 

Yöntem 2

Kendi kendinize “Alışveriş yapıyorum” deyin. Ve hemen arkasından zihninizde oluşan görüntüleri izleyin. Belki bir bakkal dükkanı, bir süper market veya pazar yeri…

Bir arkadaşınızdan yardım isteyin. Size rasgele eşya, hayvan, nesne türü somut sözcükler söylesin. Her sözcüğün zihninizde nasıl görüntüler oluşturduğunu izleyin.

Yorum: Sözcükler zihnimizde görsel imgeler oluşturur. Eğer bazı sözcükler belli bir sistematikle size aktarılırsa, size söylenenleri zihninizde canlandırmaya, giderek onu yaşamaya başlarsınız.  Eğer somut sözcükler sizde görsel imgeleri tetiklemiyorsa, hipnozdan etkilenme olasılığınız düşük demektir.

 

Yöntem 3

“Burnumu kaşındıran bir şey var”. Bu cümleyi arada biraz beklemeler yaparak birkaç dakika boyunca tekrarlayın.

Yorum: Eğer hala burnunuza dokunmamışsanız, hipnoza karşı dirençli olduğunuz söylenebilir. Normal olarak sözcükler bizde duygusal tepkimelere neden olur.

Kısacası, sözcükler eylemsel, görsel ve dokunsal sonuçlar üretebiliyor. Bu nedenle uygun şekilde düzenlenen sözcük grupları ile -yazılarla veya konuşmalarla- bizden istenenleri yapmaya ikna olmak hiç te zor değil. Özellikle Örtülü Hipnoz, günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası.

Ahmet Aksoy
http://hipnoz.axtelsoft.com/2011/08/03/hipnoz-yatkinl…n-3-basit-yolu/

Tem 312011
 

Örtülü Hipnoz (covert hypnosis) , çok yaygın olarak kullanılan; ama bir o kadar da tanınmayan bir yöntemdir. Örtülü hipnozda muhatap, durumun farkında bile değildir. Tanım olarak örtülü hipnoz, insanlara hipnotik etki altına girdiklerini farkettirmeden, onları hipnotik etki altına alma sanatıdır. Bu yöntem, Igor Ledochowsky, Dr Joe Vitale ve Kevin Hogan gibi kişiler tarafından geliştirilmiştir.

Örtülü hipnozu etkin bir şekilde kullanabilmek için öncelikle klasik hipnoza hakim olmak gerekir. Örtülü hipnozda iki temel unsur bulunur. Bunlardan birincisi, konuşma diline hakim olmaktır. İnsanları hipnotik konuma sokarken, belli dil kalıplarından yararlanılır. Aslında bu dil kalıpları, bilinçaltını etkileyebilmek için aşılması gereken “kritik faktör”ün üstesinden gelebilmek amacıyla kullanılır. Bu nedenle örtülü hipnoz için konuşma diline çok iyi hakim olmak şarttır.

Örtülü hipnozun ikinci temel unsuru ise konuşmada akıcılık ve ilişkilendirme sağlanmasıdır. Yönlendirici düşünceler akıcı bir şekilde sunulduğunda, karşıdaki kişinin bir fikir oluşturması sırasında mantığına başvurmasına gerek kalmaz. Bu da, yeni düşünceye karşı bir direnç oluşması olasılığını ortadan kaldırır. İlişkilendirme ise bilinçaltına bilgi aktarmanın en etkin yoludur. Çünkü bilinç, eskiden edinilmiş bilgilerle yeni bilgileri kıyaslayarak bir sonuca varmaya çalışır. Örneğin insanlara yiyeceklerle ilgili bazı sorular yönelterek onları beslenmeyle ilgili belirli arzu veya eylemlere yönlendirmemiz mümkün olur.

Örtülü hipnozda çok önemli işlevlere sahip 4 bağlaç vardır: iken, çünkü, ve, anlamına gelir.

Bu sözcükler, düşünceleri birbirine bağlayan köprüler gibidir. Aşağıdaki örnek cümlelerde bu sözcükler koyu olarak yazılmıştır:

“Şimdi sen burada gevşemeyi öğrenmeye çalışırken kendini daha da rahatlamış bir durumda bulabilirsin. Çünkü geçmişte de gevşemiştin ve bu da vücudunun gevşemeyi yeniden başarabileceği anlamına gelir.

Ve sen daha fazla gevşedikçe, içindeki artan rahatlama duygusunu sürdürmek gittikçe kolaylaşır. Çünkü vücudun, rahatlamayı mükemmel bir şey haline getirecek yeteneklere sahiptir.”

Örtülü hipnoz, hayatımızın her alanında kullanılabilecek çok önemli bir araçtır. Hipnoz sözcüğünün yaratabileceği olası dirençlerle boğuşmaya gerek bırakmayan bu etkin araç, özenle ve toplumsal etik kuralların ışığında değerlendirilerek kullanılmalıdır.

Ahmet Aksoy

 

Tem 282011
 

Hipnoz nedir?

Pek çok kişi için hipnoz, eski çağlardan kopup gelmiş, gizemli ve hatta ürkütücü bir araçtır. Bu kişilere göre, hipnoz kullanılarak insanlara yapmak istemedikleri şeyler yaptırılır. Hipnoz, bir çeşit büyüdür.

Bazıları içinse hipnoz, gözbağcılıktır. Bir sahne oyunudur. Eğlencedir.

Hipnozla yeni tanışan uygulayıcılar ise bilinçaltlarının derinliklerindeki gizli bilgilere, gizli hazinelere erişmeyi hayal ederler.

Oysa hipnoz, günlük yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Televizyonda sevdiğimiz bir diziyi, ya da bir filmi izlerken hipnoz altına girer, ne telefonun ne kapının zilini duymayız.

Kendimizi kaptırmış bir şekilde ders çalışırken, yada aşık olduğumuzda hipnoz altındayız demektir. Zamanın su gibi akıp geçtiği durumlar, net bir hipnoz halidir. Hipnoz hali, dış etkenlere bilinçaltımızın kapısını ardına kadar açtığımız, etkilenmeye en açık olduğumuz durumdur.

Televizyon için “Aptal kutusu” derler. Ne kadar yanlış! Televizyon, aslında bir hipnoz makinesidir. Aptallar veya dikkatini bir noktaya odaklamakta sorun yaşayanlar hipnotize olamadıklarına göre, televizyon onlara hitap etmiyor demektir. Ya diğerleri… İşte onlar da yoğun bir reklam ve politik yönlendirme bombardımanına tabi olur.

Burada hipnozun tarihçesini, kullanım şekillerini, örnek uygulamaları ele almaya çalışacağız. Eğer hipnozun ne olup olmadığını öğrenmek istiyor, ya da bu konudaki bilgilerinizi paylaşmak istiyorsanız, bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

İleri Hipnoz, NLP, EFT