Pek çok kişi için hipnoz, eski çağlardan kopup gelmiş, gizemli ve hatta ürkütücü bir araçtır. Bu kişilere göre, hipnoz kullanılarak insanlara yapmak istemedikleri şeyler yaptırılır. Hipnoz, bir çeşit büyüdür.
Bazıları içinse hipnoz, gözbağcılıktır. Bir sahne oyunudur. Eğlencedir.
Hipnozla yeni tanışan uygulayıcılar ise bilinçaltlarının derinliklerindeki gizli bilgilere, gizli hazinelere erişmeyi hayal ederler.
Oysa hipnoz, günlük yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Televizyonda sevdiğimiz bir diziyi, ya da bir filmi izlerken hipnoz altına girer, ne telefonun ne kapının zilini duymayız.
Kendimizi kaptırmış bir şekilde ders çalışırken, yada aşık olduğumuzda hipnoz altındayız demektir. Zamanın su gibi akıp geçtiği durumlar, net bir hipnoz halidir. Hipnoz hali, dış etkenlere bilinçaltımızın kapısını ardına kadar açtığımız, etkilenmeye en açık olduğumuz durumdur.
Televizyon için “Aptal kutusu” derler. Ne kadar yanlış! Televizyon, aslında bir hipnoz makinesidir. Aptallar veya dikkatini bir noktaya odaklamakta sorun yaşayanlar hipnotize olamadıklarına göre, televizyon onlara hitap etmiyor demektir. Ya diğerleri… İşte onlar da yoğun bir reklam ve politik yönlendirme bombardımanına tabi olur.
Burada hipnozun tarihçesini, kullanım şekillerini, örnek uygulamaları ele almaya çalışacağız. Eğer hipnozun ne olup olmadığını öğrenmek istiyor, ya da bu konudaki bilgilerinizi paylaşmak istiyorsanız, bizi izlemeye devam edin.
Ahmet Aksoy
İleri Hipnoz, NLP, EFT
No related posts.




Pingback: Otohipnoz – Anahtar Sizin Elinizde | | HipnozHipnoz